Çocukluğumun Geçtiği Bu Eve Beni Bir Şey Çekti ve Burada Yaşamayı Tercih Ettim

Çocukluğumun Geçtiği Bu Eve Beni Bir Şey Çekti ve Burada Yaşamayı Tercih Ettim Çocukluğumun Geçtiği Bu Eve Beni Bir Şey Çekti ve Burada Yaşamayı Tercih Ettim

Aydan Gömügen-Muhammed Abdullah Tuncay çifti Fenerbahçe’deki restore ettirdikleri aile yadigarı evlerindeki yeni yaşamlarını ve dernek çalışmalarını Klass’a anlattı...

 

Artık daha rölantide bir yaşam sürmek istediğini belirten ve sahibi olduğu Kare Anaokulu’nun işlerini yavaş yavaş kızı Yılsenin Bayar’a bırakmayı planladığını söyleyen Kare Anaokulu’nun Kurucusu, Uluslararası Down Sendromlular Federasyonu Genel Sekreteri ve Down İstanbul Derneği Genel Başkan Yardımcısı Aydan Gömügen Tuncay geçtiğimiz 6 ayı Bodrum’da geçirdikten sonra sürpriz bir kararla Bodrum dönüşü, aile yadigarı olan çocukluğunun geçtiği Fenerbahçe’deki evine taşındı. İş ve özel hayatlarıyla ilgili Down İstanbul Derneği ve Down Sendromlular Federasyonu Genel Başkanı eşi Muhammed Abdullah Tuncay ile yeni kararlar aldıklarını ve bu kararları hayata geçirmeye başladıklarını söyleyen Aydan Gömügen Tuncay 1.5 dönüm arazi üzerine kurulu sakin, yeşillikler içerisindeki evine eşiyle birlikte, 6 ay süren tadilat sonrası taşındı. Yeni taşındıkları evlerinin kapılarını ilk olarak Klass’a açan Aydan Gömügen-Muhammed Abdullah Tuncay çifti yeni evlerindeki mutlu yaşantılarını, özel ve iş yaşamlarıyla ilgili aldıkları yeni kararları ve büyük emek verdikleri Down İstanbul Derneği ve Uluslararası Down Sendromlular Federasyonu’nun start alan çok ses getirecek yeni projelerini Klass’a anlattı.  

 

 

 

AYDAN GöMüGEN TUNCAY

 

“Bu evde annemin köşesi var, onun kullandığı eşyalar var. Resimleri, aksesuarları, saatleri ve yüzüklerinin olduğu bir köşe yaptım. Burada tekrardan onunla yaşıyormuşum gibi bir hisle oturuyorum. Zaman zaman işten çıkıp geldiğimde burada televizyonun başında oturup uykuya bile daldığım oluyor. Burası bana çok huzur veriyor.”

 

 

 

AYDAN GöMüGEN TUNCAY

 

“Birtakım kararlar aldık. Okulu biraz daha değişik konseptlere getiriyoruz. Kare Anaokulu’na Down’lu öğrenci alıp kaynaştıralım diye düşünüyoruz. Belki ileride daha değişik bir yöne doğru gideriz okul çalışmalarında. Radikal kararların arasında buraya taşınmak da vardı. Burası mahalle kültüründe; komşuluk var, yardımcılarım var, hayvanlarım var.”

 

 

 

AYDAN GöMüGEN TUNCAY

 

“Down İstanbul Derneği artık büyüdü. Uluslararası Down Sendromu’na döndük. Federasyona bağlı 12 il, 15 ülke var. Biz 18 yaşından büyüklere ulaşabiliyoruz. Onları tekrar hayatın içine alıyoruz ve meslek edindiriyoruz. Ankara’da 28 Kasım’da Türkiye genelinde bir Down Şefler Proje’si başladı. Kültür Bakanımız Numan Kurtulmuş himayesinde ve Hande Fırat’ın yüzü olduğu bir proje başlıyor. Şimdi 2023’e hedef koyduk. 2023’e kadar 223 tane Downlu’yu meslek sahibi yapacağız.”

 

 

 

MUHAMMED ABDULLAH TUNCAY

 

“Diğer dernekler gibi kermes yapıp, festival yapayım, balo düzenleyeyim gibi bu tarz para işlerine girmiyoruz. Sosyal sorumluluk projelerini yapıp o projelere uygun sponsorlar alıp farkındalık yaratıyoruz. Yüzde 50 Kare Anaokulu’nun öz kaynakları ve yüzde 50 sponsorluklarla ciddi bütçelerle güzel işler yapıyoruz.”

 

 

 

Aydan Hanım, Akasya’daki muhteşem evinizden şu an sizin için anlamı çok büyük olan Fenerbahçe’deki 1,5 dönümlük araziye sahip villanıza geldiniz. Buranın sizin için önemi nedir? çünkü evinizin tadilat sürecinde çok fazla uğraştınız çok emek verdiniz…

 

26 Şubat 2017’de annemi kaybettikten sonra buraya taşınma kararı aldım. Annem oturuyordu bu evde. Babamla birlikte benim de çocukluğumun geçtiği bir ev burası. 2007’de babam, tam 10 yıl sonra da annem vefat etti. çocukluğumun da geçtiği yeri bırakmak istemedim. Onlar burada yaşarken ben Akasya’da yaşıyordum. Fakat annemin ölümünden sonra beni çocukluğumun geçtiği Fenerbahçe’deki bu eve bir şey çekti ve burayı tadilata soktuk. Buranın tadilatını 6 ay gibi bir zamanda bitirdik ve Bodrum’dan döndükten sonra buraya taşınma telaşı başladı. Ama diğer evimi de hiç bırakmadım oraya da gidip geliyorum ama çoğunlukla vaktimi burada geçiriyorum. Burası benim için manevi yönden değerli. çünkü annemin hatıraları var. Bu evde annemin köşesi var, onun kullandığı eşyalar var. Resimleri, aksesuarları, saatleri ve yüzüklerinin olduğu bir köşe yaptım. Burada tekrardan onunla yaşıyormuşum gibi bir hisle oturuyorum. Zaman zaman işten çıkıp geldiğimde burada televizyonun başında oturup uykuya bile daldığım oluyor. Burası bana çok huzur veriyor. Nedenini bende bilmiyorum… Belki de çocukluk yıllarım burada geçtiği için olabilir. İstanbul’da böyle sakin yerler de kalmadı. Bahçe içinde köpeklerim, kedilerim, hayvanlarımla birlikte yaşıyorum. Burada olmaktan çok mutluyum. Eşimi de buraya gelmeye ikna ettim. O da sağ olsun kırmadı beni. Ve birlikte burada yaşamaya başladık.

 

 

 

“MEVLÂNA FELSEFESİYLE BüYüDüĞüM İçİN ONUNLA İLGİLİ ŞEYLERİ BU EVDE KULLANDIK”

 

6 aylık tadilat süreci çok uzun bir süreç. Villanızı restore ettirirken nelere dikkat ettiniz?

 

Evi restore etme işine annemin hatıralarına önem vererek başladık. Ona ait her şeye sadık kaldık. Bu evde Türkiye’ye yeni gelen teknolojik altyapılar ve ürünler kullanıldı. Şöminenin mermerleri değişik kullanıldı. Müzayedelerden aldığım Mevlevi türü eşyalar, resimler burada sergileniyor. Mevlâna felsefesiyle büyüdüğüm için onunla ilgili şeyleri bu evde kullandık. Benim rengim olan moru ağırlıklı olarak kullandık. Sade döşendi ama maneviyatı fazla olan bir ev oldu.

 

 

 

Evin her noktasındaki eşyalara çok dikkat edilmiş gibi görünüyor. Objeler, tablolar, aksesuar… Bunları nerelerden buldunuz?

 

Şöminenin üzerinde 2-3 parça eşya var. Mesela onlar Küba’dan aldığım ürünler, müzayedelerden aldığım pirinç taslar bulunuyor. Dünyada ve Türkiye’de gezip gördüğüm önemli yerlerdeki objeleri topladım ve burada buluşturdum. Bana verdiği histen ötürü enerjisi fazla olan objeleri koydum. Biraz Osmanlı motiflerine de önem verdim; yağdanlıklar, gül sulukları, kadehler, altın ve bronz heykellere önem verdim.

 

 

 

 

 

 

 

“HAZIRLADIĞIM KöŞEYE ANNEMİN SEVDİĞİ HER GüN KULLANDIĞI ŞEYLERİ KOYDUM”

 

Anneniz sizin için çok özeldi. Onun için evde özel bir köşeniz de yer alıyor.

 

Burada annemin hayatı boyunca kullandığı eşyalar; yüzükleri, kolyeleri, cüzdanları, bilezikleri gibi onun sevdiği şeyler bulunuyor. Belki maddi değerleri yoktur ama ben manevi değerleri olan şeyleri topladım. Maddi değerleri herkes koyar. Ben onu istemedim. Hazırladığım köşeye annemin sevdiği her gün kullandığı eşyalarını koydum. Dedemin, ananemin fotoğrafları var. O fotoğraflarda bütün jenerasyon var bir de kızımın patikleri var. çünkü annem büyütmüştü kızımı. Onun anısına sağdık kalarak o patikleri de oraya koydum. Yine torunuyla öbür tarafta bir iletişim kursun diye.

 

 

 

Sizin manevi yönünüz çok daha ağır basıyor. Bu evi de aslında manevi değerlere göre düzenlediğiniz söylenebilir mi?

 

Burada tamamen huzur buluyorum. Buraya geldiğim zaman her şeyi unutuyorum. İlk geldiğimde çok kötü olmuştum. Her yerde annemin izleri vardı. Sonra yavaş yavaş alışmaya başladım. Zaman kötü bir ilaç ama size her şeyi öğretiyor. Zamanla artık gerçeği görüp kabulleniyorsunuz ve onunla yaşıyorsunuz. Bir aile köşesi yaptım ve o köşeye babamın ve annemin resimlerini koydum. Bana yetiyor burası. Burası benim huzur bulduğum bir yuva.

 

 

 

Peki, bundan sonra yaşam şekliniz nasıl olacak? Bu yaz 6 ay Bodrum’daydınız…

 

Şimdi birtakım kararlar aldık. Okulu biraz daha değişik konseptlere getiriyoruz. Down Sendromlu çocuklar ile ilgili çalışmalarımızda da birtakım konseptler geliştirdik. Kare Anaokulu’na Down’lu öğrenci alıp kaynaştıralım diye düşünüyoruz. Belki ileride daha değişik bir yöne doğru gideriz okul çalışmalarında. Radikal kararların arasında buraya taşınmak da vardı. Bunu çok düşündüm zaten. Buraya taşındık ama zaman zaman Akasya’ya da gidiyoruz. Akasya’yı kızıma da bırakabilirim, ben yine çocukluğumun geçtiği buraya gelebilirim. İnsan ne olursa olsun çocukluğunun geçtiği yerlere dönmeyi daha çok istiyor. Bir de burada yardımcılarım var. Sağ olsunlar annemin hastalığında bana çok yardım ettiler. Bilhassa onlarla yaşadım her şeyi. Burası mahalle kültüründe; komşuluk var, yardımcılarım var, hayvanlarım var. 5 tane köpeğim var. 2 tane Golden, bir tane Pomeranian, Maltese Terrier, bir tane de eşimin aldığı doberman var. Doberman’ın adı Hector onu eşim yetiştirdi, sert bir köpek. Maltese Terrier’ın adı Lucky, Pomerian Lady, Goldenlar da bir tanesi Max bir tanesi çiko. Goldenlar ile Doberman anlaşamıyor. Onları ayrı tutuyoruz ama diğerlerinde sorun olmuyor. Geceleri Doberman’ı bırakıyoruz. çünkü o bekçi köpeği her yeri kontrol ediyor. Böyle bir ortamım var. Eşim 5 yıl sonra emekli olacak. O emekli olduktan sonra belki Bodrum’a yerleşebilirim. Belki küçük bir kafe ya da restoran açabilirim. çünkü artık İstanbul’un keşmekeşliğinden sıkıldık. çok fazla gürültü var. Bodrum’dan gelince farkı çok iyi anlıyorsunuz. Bodrum’da sabah kalkınca her şey çok güzel. Güneşi görüyorsunuz, kuş seslerine uyanıyorsunuz, deniz evime çok yakın, denize gidip geliyorsun; günün nasıl geçtiğini anlamıyorsun. Akşam oluyor bir yerlere gidiyorsun, bir arkadaşına uğruyorsun. Mesela ben kış döneminde de orda kaldım. Kasım’ın 2’sine kadar da denize girdim ve deniz sıcaktı. Herhalde oraya taşınabiliriz gibi görünüyor. Geyikli’ye de giderim. Orası benim ilk göz ağrım. Mesafe çok değil. Belki 1-2 ay orada kalırım. Artık bundan sonra biraz daha rölantide yaşamak istiyorum. Bu zamana kadar çok çalıştım. Kızıma devrederim her şeyi diye düşünüyorum.

 

 

 

Her zaman en güzel yerlerde yaşıyorsunuz. İstanbul’da benzeri bulunamayacak bir yerde Fenerbahçe’de ve 1,5 dönümlük bir alanda yaşıyorsunuz…

 

İstanbul’da böyle bir yer yok. İstanbul’da çok fazla yeşil alan olmadığı için böyle alanlarda yaşayınca insan kendini şanslı hissediyor. Devamlı oksijen alıyorsunuz. Burada hiç ses yoktur. Gece yattığınız zaman huzurla yatıyorsunuz. Köpeklerim bile gece ses çıkartmıyor.

 

 

 

“EŞİM çOK ILIMLIDIR HER ŞEYE UYAR. ONUNLA MUTLU OLMAMAK ELDE DEĞİL”

 

Eşinizle burada neler yapmak hoşunuza gidiyor?

 

Sabah kalkıp kahvaltı etmek, birlikte onunla bir şeyleri paylaşmak… Eşim çok ılımlıdır her şeye uyar. Onunla mutlu olmamak elde değil. Onunlayken sadece gülüyorsunuz. Onunla vakit geçirmekten çok keyif aldığım için, benimle çok iyi arkadaş olduğu için ve beni çok sevdiğini hissettiğim için evlendim. Pozitif bir insan ve onunla her şey pozitif devam ediyor. O da sizin kararlarınızı almada etkili oluyor. Eşimle radikal kararlar alabiliyoruz onunla her yere gidebiliyoruz. Hiçbir sorun yaşamıyoruz. Tamamen olumlu ve keyifli bir adam. Eşimi seviyorum. Biz karı koca değiliz, hala sevgili modunda yaşıyoruz. Biz kafamıza esiyor bir anda gece yarısı yurtdışına bile gidiyoruz.

 

 

 

“2023’E HEDEF KOYDUK. 2023’E KADAR 223 TANE DOWNLU’YU MESLEK SAHİBİ YAPACAĞIZ”

 

çalışmalarını eşinizle beraber yürüttüğünüz Down İstanbul Derneği’niz var. Buradaki çalışmaları nasıl yürütüyorsunuz, son dönemde neler yapıyorsunuz?

 

Down İstanbul Derneği artık büyüdü. Uluslararası Down Sendromu’na döndük. Federasyona bağlı 12 il, 15 ülke var. Bunlarla birlikte çalışmalar yapıyoruz. Ben federasyonun genel sekreteriyim, İstanbul Derneğinin de genel başkan yardımcısıyım. Eşim bu konuda çok yoruluyor. Downlular için kendini her yere götürebilecek kadar fedakâr bir insan. çok zevk alıyor. 20 yıl onlarla birlikte yaşamış. Onları analiz etmiş, çocuklar yetiştirmiş, devlet dairelerine sokmuş, yüzücüler yetiştirmiş. O çok emek vermiş. Ben de şimdi onlarla zaman geçirirken çok zevk alıyorum. Bu çocuklar yalan nedir bilmiyor, her şeyleri dürüst. Sizi sevdi mi seviyor sevmedi mi sevmiyor. Kesinlikle sevmediği bir insana gitmiyor, siz de kendinizi ona sevdiremiyorsunuz. O çocukların hiçbir art niyeti yok. Her şeyi de olduğu gibi söylüyor. Protokol nedir bilmez, Başbakan’ın karşısına çıktıklarında bile Başbakan’a abi diyebiliyorlar. çok doğallar. Downlularla çalışmak sabır ister. Eşim çok sabırlıdır. Ben onun kızdığını hiç görmedim. Downlularla ilgili çalışmalarında da hep aşağıdan alır, onları bekler ne zaman ne söyleyeceklerini tahmin eder, ona gider. Biz de bu derneği bir yerlere getirdik, federasyonlaştırdık. Eşimin daha iyi şeyler yapacağına inanıyorum. Biz 18 yaşından büyüklere ulaşabiliyoruz. Onları tekrar hayatın içine alıyoruz ve meslek edindiriyoruz. Down Şefler Projesi bunun için var. Şimdi Ankara’da 28 Kasım’da Türkiye genelinde bir Down Şefler Proje’si başladı. Sayın Numan Kurtulmuş himayesinde ve Hande Fırat’ın yüzü olduğu bir proje başlıyor. Onunla birlikte çok büyük ses getireceğini düşünüyoruz ve federasyonlaştıktan sonra ilk büyük proje bu. Hatta bir projemiz daha var; Züccaciyeler Derneği’yle bu projeye başlayacağız. Onlar da eleman isteyecekler bizden. Şimdi 2023’e hedef koyduk. 2023’e kadar 223 tane Downlu’yu meslek sahibi yapacağız.

 

 

 

Abdullah Bey, Aydan Hanım yeni eviniz için huzur yuvanız olduğunu ve burada huzur bulduğunuzu söylüyor. Siz bu konuyla ilgili neler söyleyeceksiniz?

 

Muhammed Abdullah Tuncay: öncelikle Allah rahmet eylesin burada kayınvalidem ve kayınpederim yaşamışlar. Mekanları cennet olsun. Aydan Hanım da doğal olarak kızı ve kendisi burayı restore edip onları yâd etme noktasında bir çalışma yapınca ben de eşi olarak destekledim. Şimdi de burada yaşama fikrini hayata geçirdik; Aydan Hanım’ın burada manevi olarak yaşadığı duygular var. O yüzden burası biraz daha onu keyifli kılıyor. Burası büyüklerimizi de yâd etmek adına bize huzur veren bir mekân.

 

 

 

Peki, buranın sizin için nasıl bir anlamı var?

 

M. A. T: Ben İstanbul’a Aydan Hanım için geldim. O yüzden yer ve mekân çok önemli değil benim için. Semt, konum, ev benim için önemli değil; önemli olan sevgi ve saygı çerçevesinde evliliğimizi yürütebilmek. Belli değer ve yargıları değiştirmeden en önemlisi hoş görüyle. çünkü Aydan Hanım’ın da sosyal yaşam dünyasındaki ilişkileri ve iş hayatı var. O yüzden saygıyı aşmadan evliliğimizi yıpratmayacak bir tablo içerisinde yürüyoruz ve bu restore çalışmalarında da bu evde eşimin hatıraları olduğu için bana saygı duymak düşer. Hatıralar olduğu için bizim için bu ev kıymetli bir yer. Rahmetli kayınvalidem ile hukukumuz vardı. Burası bize büyüklerimizden emanet gibi. Biz de inşallah bu evi Yılsenin’e emanet olarak bırakacağız. Belki o da bizi bu şekilde yâd edecek.

 

 

 

Aydan hanım ile iki yıla yakın bir evliliğiniz var. Sizce mutlu evliliğin sırrı nedir?

 

M.A.T: Saygı… Bir defa herkes kendi hakkını bilecek, herkes kendi işini bilecek ve herkes kendi ölçülerini, çizgisini bilecek. Saygı oluyorsa sevgi de olur, hoşgörü de olur, birliktelik de olur. Ama eğer saygınız yoksa zaten o evliliğin bir anlamı yok. O zaman da her türlü yanlış ortamların içine giriyorsun. O yüzden saygı çok önemli.

 

 

 

Kurucu Başkanı olduğunuz Down İstanbul Derneği’nde eşinizle birlikte çalışıyorsunuz? İş ortamında da eşlerin birlikte olması nasıl bir durum sizce?

 

M.A.T: Türkiye’deki sivil toplum mantığı genelde ya erkek ya da kadın olarak yapılıyor. Ama çift olarak hiç yok neredeyse. Biz bu anlamda iyi bir çizgi yakaladık. çünkü benim yaklaşık 20 yıla yekın  devlet memurluğumla beraber yakın bir sivil toplum hikayem var. Aydan Hanım da sivil toplum işlerinde bazı vakıf ve derneklerde çalışmış ama Downlularla ilgili birlikte bir şeyler yapalım istedik. Sağ olsun kendisi de destek oldu, yanımda oldu. Doğru işler yaptığımıza inanıyoruz. Şu anda hem Down İstanbul Derneği hem de derneğimizin kuruculuğunu yaptığı Uluslararası Down Sendromlular Federasyonu çok ciddi duruma geldi. Bir de her zaman diyoruz, biz 29 Ekim’de Down İstanbul Derneği’ni kurduk. Cumhuriyet değerlerine bağlı ve Cumhuriyet ile uzun soluklu yaşayacak bir dernek olarak kurduk. Tamamen Amerika modeli, sosyal politika üreten, yerel yönetimlere ve hükümetlere eylem planları hazırlayan sivil toplumlarız. Diğer dernekler gibi kermes yapıp, festival yapayım, balo düzenleyeyim gibi bu tarz para işlerine girmiyoruz. Sosyal sorumluluk projelerini yapıp o projelere uygun sponsorlar alıp farkındalık yaratıyoruz. O yüzden biraz daha rahatız. Yüzde 50 Kare Anaokulu’nun öz kaynakları ve yüzde 50 sponsorluklarla çok rahat ciddi bütçelerle güzel işler yapıyoruz. Projelerimiz de İstanbul’da iyi ses getirdi. Şu an iş, spor, sanat dünyasından ciddi teklifler geliyor bize iş birliği anlamında. Burada da biz sponsorluk konusunda çok seçici oluyoruz. Herkesle sponsorluk çalışması yapmıyoruz. Bizimle aynı duyguyu, aynı heyecanı aynı ismi taşıyabilmeli ki bu anlamda biraz daha iyiyiz diyorum.

 

 

 

Bundan sonraki süreçte Down İstanbul Derneği ile ilgili neler yapacaksınız?

 

M.A.T.: Şu an Down İstanbul Derneği, Down Şefler Projesi’yle federasyon ayağında 12 şehirde var. İstanbul’da yine 3 tane çocuğumuzun Down Şefler eğitimini Ataşehir Sheraton’da başlatacağız. Züccaciyeciler Derneği ile de ilk defa iş birliği yapacağız ve ocak ayı itibariyle çalıştırmak üzere Karaca, Schaefer, Hisar, Jumbo ve Arzum mağazaları bizden satış elemanı istediler. Şu anda 8 tane Down sendromlu çocuğumuzla toplantı yaptık. Onlara 15 haftalık bir mesleki eğitim vereceğiz. Ve daha sonra inşallah Züccaciyeciler Derneği’nin de değerlendirmesiyle birer tane çocuğumuzu satış elemanı olarak bu firmaların mağazalarında çalışmak üzere topluma kazandıracağız. Bu da bir ilk olacak. Ve eminim ki diğer mağazalara da bu iş dağılacak. Amacımız 2023 Türkiye’sinde Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutlarken biz de 223 tane Down Sendromlu gencimizi iş piyasasında üreten ve istihdamı tamamlanmış gençler olarak topluma kazandıracağız.