Yeni bir yıla adım atmışken, geride bıraktığımız 2025’in izleri hâlâ hafızalarımızda. Zorlayıcı, zaman zaman yıpratıcı ama aynı zamanda çok şey öğreten bir yılı kapattık. Dayanmanın, susmamayı seçmenin ve umudu diri tutmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gördük.
2026’ya başlarken beklentimiz; büyük vaatlerden çok, iyi haberlerin çoğaldığı bir yıl olması. Adaletin daha görünür hâle geldiği, vicdanın sesinin daha gür çıktığı, insan olmanın yeniden hatırlandığı bir zaman dilimi… Umudun yalnızca dile getirilen bir temenni değil; hayatın içinde karşılık bulan bir gerçeklik olması.
Yeni yılın, doğru insanların çabalarıyla, küçük ama kararlı adımlarla şekillenen daha aydınlık hikâyelere alan açacağına inanıyoruz. 2026’ya girerken en büyük dileğimiz; umudun yük değil güç olduğu, iyiliğin daha fazla konuşulduğu ve daha çok hissedildiği bir yıl olması.


KELEBEK ETKİSİ KONUŞMALARI
Zorluklarıyla hafızalarımızda kalacak olan 2025 yılını, 27 Aralık’ta umut dolu bir etkinlikle noktaladık. Kelebek Etkisi Konuşmaları, insan hikâyelerinin gücüyle fark yaratmayı amaçlayan ilham platformu olarak, bu yıl da tam kalbinden yakalayan bir buluşmaya imza attı. Bağımsız olarak organize edilen ve marka tescilli bir etkinlik olan Kelebek Etkisi Konuşmaları, “küçük bir etki, büyük bir dönüşüm” anlayışıyla ilham veren fikirleri
ve toplumsal değişimi Türkiye’den dünyaya taşımayı hedefliyor.

Bu buluşmada, etkinliğin ana mottosu “umut”tu.
Ancak sahnede konuşulan umut; yüzeysel bir iyimserlikten ibaret değildi. Aksine, acıyla sınanmış, karanlığa yakından bakmış ama orada kalmayı reddeden bir umuttu bu. Yaşanmışlıkların içinden süzülerek gelen, sorumluluk alan, cesaret isteyen bir duruştu.
Umut: Susmamayı Seçenlerin Ortak Dili
Etkinliğin kalbinde, UCİM Başkanı Saadet Özkan ve UCİM ailesinin yıllardır çocuklar için verdiği onurlu mücadele vardı. Kötülüğün karşısında korkmadan dimdik durabilmenin, adalet arayışını inatla sürdürebilmenin ne demek olduğunu bir kez daha hatırlattılar. Onların mücadelesi, umudun soyut bir kavram değil; somut bir eylem biçimi olduğunu gösterdi.
Bu duruş, yalnızca anlatılan bir hikâye değil; yaşanan, bedeli ödenen ve vazgeçilmeyen bir gerçeklikti. Bu yüzden salonda yankılanan her cümle, yalnızca kulağa değil, vicdana da temas etti.

Farklı Hikâyeler, Ortak Bir Hissiyat

Sahneye çıkan konuşmacıların her biri, umudu kendi yaşam deneyimlerinden süzerek anlattı. Kimi tanıklıklarından, kimi mesleki bilgisinden, kimi kayıplarından, kimi direncinden yola çıktı. Ancak hepsi aynı noktada buluştu:
Umut, beklemek değil; harekete geçmektir.
Gazetecilikten sanata, akademiden tıbba, bireysel deneyimlerden toplumsal sorumluluğa uzanan bu anlatılar; umudun tek bir dili olmadığını, ama herkes için ortak bir çağrısı olduğunu gösterdi. Dinleyen herkes, kendi hayatına dokunan bir cümleyle salondan ayrıldı.

Bir Etkinlikten Daha Fazlası

Kelebek Etkisi Konuşmaları, yalnızca dinlenen bir etkinlik olmanın ötesinde, bir hatırlatma işlevi gördü:
İnsan, isterse değişimin ilk halkası olabilir.
2025 yılını böylesi bir atmosferle geride bırakırken, geriye güçlü bir his kaldı. Umut; doğru ellerde, doğru sözlerle ve samimiyetle paylaşıldığında çoğalıyor. Küçük gibi görünen bir etki, başka hayatlarda büyük dönüşümlere kapı aralayabiliyor.Belki de kelebek etkisi tam olarak budur.
Ve bazen, her şey bir umut cümlesiyle başlar.
  Diğer Tüm Yazılar