Dünya’ya geldiğimiz andan itibaren başlıyor hayat okulundaki yolculuğumuz... Öğreniyoruz, gelişiyoruz, arınıyoruz tekâmül etmek için… Son nefesimize kadar…
Bu okulun sabit bir çizgisi ya da yaş sınırı olmaması bu nedenledir,
Mezuniyet bir unvan değil, bir varoluş halidir.

Değiştiremeyeceğin durumlarla savaşmayı bırakıp, hayatın akışına ve getirdiklerine “kabul” ile yaklaşabilmek en büyük adımdır.

Yaşanan her olayda bu “bana ne öğretiyor? “Kendi içimde dönüştürmem gereken hangi yönümü gösteriyor” diyerek sürekli kendini gözetler.

Geçmişin yüklerini, kırgınlıklarını, pişmanlıklarını sırtında taşımadan, bağışlama erdemine ulaşmıştır.

Koşulsuz sevgiyi ve iç huzuru seçer. Dış dünyadaki kaosun içinde, kendi iç merkezini bulabilmek ve huzuru her şeyin üzerinde tutar.

Hayat okulunun belki de en çetin, en çok tekrar edilen ve insanı en çok zorlayan sınavı “kabul etme ve teslimiyet” sınavıdır,
Zordur. Çünkü İnsan zihni hep kontrol etmek, direnç göstermek, olanı değil de kendi isteğini oldurmak ister. Beklentilerinin boşa çıktığı, kontrolün tamamen kaybedildiği, adaletsiz ve acı veren durumlarda “Olanı olduğu gibi kabul etmek” ego için çok büyük bir güçlük yaratır.
Sınavın özü; Sana ait olmayan şeyleri bırakabilmek, başkalarını değiştirmeye çalışmaktan vazgeçip sadece kendi iç dünyanı dönüştürebilmek ve “her şey, olması gerektiği gibi ve benim en yüksek iyiliğim için oluyor diyerek” hayata güvenebilmektir.

Vazgeçmek bu okulun en yanlış anlaşılan ama en özgürleştirici dersidir.
Vazgeçmeyi “yenilgi “ya da “pes etmek” gibi görürüz. Oya, gerçek vazgeçiş bir başarısızlık değil, yüklerden kurtulma ve alanı özgürleşme eylemidir.
Sana hizmet etmeyen, seni büyütmeyen, enerjini, iç huzurunu tüketen duygulardan, beklentilerden çekilmektir.

Böyle olmalıydı, ben haklıydım, değiştirebilirdim diyen zihin ısrarını durdurup kendi haline bırakabilme cesaretidir,
Haklı çıkmaktan, kontrol etmekten veya ısrar etmekten vazgeçtiğinde geriye sadece hafiflik ve sakinlik kalır.

Sevgili okur, hayat okulu müfredatı olmayan bir okuldur.
Bu okulun öğrencileri düşer, kalkar, hata yapar ama ders çıkarır. Yaşadığı olumsuzlukları mağduriyet olarak değil, bir öğrenme fırsatı olarak görür.
Bu da geçer olgunluğuna erişmiştir. Sabretmeyi ve zamanın iyileştiriciliğini bilir. Gösterişten sahte unvanlardan uzak durur.

Akademik okul bilgi verir, hayat okulu ise bilgelik.
Hayat okulunun diploması kâğıtta değil, insanın duruşundadır…
Ne mutlu hayat okulunda mücadeleye devam eden güzel insanlara…

Ayın sözü; Birbirinize vereceğiniz en iyi hediye sevgi ve bilgidir…
  Diğer Tüm Yazılar