Tabaklar tıka basa doldurulur boşaltılır ve yine doldurulur.
Gerekli gereksiz yenilenler bünyenin normal akışını bozar.
Sağlıklı uyku uyuyamazsınız. Sabah pişmanlıkla uyanırsınız.
İlişkilerde aynen açık büfe gibi ... Gözü doymuyor insanoğlunun ...
Açlığının kaynağı onaylanma arzusu, güvensizlik duygusu.
İstisnalar haricinde erkekler havalı olmak beğenilmek derdindeler.
Aslında her insan beğenilmek ve onaylanmak ihtiyacı duyar.
Ancak hayata anlam katmak, ruhen de doyuma ulaşmak gerekir.
Daldan dala koşanlar yalnızdır. Ve yalnız kalmaya mahkumdur.
Çözüm nedir diye sorarsanız;
Kendini sevmek, aynada gördüğü adama güvenmek ve onaylamak derim.
O zaman başkalarından gelmesini beklediğin beğenilerin peşinde koşmazsın.Elbette hoşuna gider ilgi görmek. Ama doyumsuz bir şekilde aranmazsın.
Göçmen kuşlar gibi daldan dala konmak nereye kadar ey âdem oğlu?
KENDİNE VERMEDİĞİN DEĞERİ BAŞKASINA VERME !..
Kitaplar yazıyor, yaşam koçları uyarıyor;İnsan çok sevmekten, üzmek istemediğinden, hep alttan almaktan kaybeder.
İçinden geçenleri dilinin ucunda tutma. Yok sayılırsın… Dünyada seni yok sayar!
Çok seven insan, neden kaybetsin anlamam mümkün değil.
Sevgiden var olmadık mı? Özümüz de Yaradan’ın sevgisi yok mu?
Dünya’da yaşanan her kötülüğün, savaşların esas nedeni sevgisizlik değil mi?
Gerçekten sevmeyi başardıysan kazanan sensin, kaybeden sevmeyi bilmeyenler.
Üzmek istememek de ne güzel. Sabretmek, anlamaya çalışmak ne kadar değerli.
Sanıyorum yanlışımız geri çekilmeyi bilmemekten kaynaklanıyor.
İşte o zaman değersiz görüyorlar ve yok saymaya başlıyorlar sizi.Kırmızı çizgiden pek hoşlanmam ama gerektiğini yaşayarak anladım.
Hayat bana öğretene, değiştirene kadar çok sabretti desem yeridir.
Çoğu kez kendimle, düşüncelerimle teması kestiğimi fark ettim.
Fazlaca sustum, içime attım. Önceliğim kendim olmadı.
Nihayet bir gün geldi içimde bir ses ‘dur artık’ dedi. Dur!
Kendinin farkına var! Kendine sarıl!
Sevmekten, hoş görmekten, empati yapmaya çalışmaktan vazgeçmedim.
Sadece ilişkilerim de sınır koymayı, sessizce geri çekilmeyi öğrendim…
Artık biliyorum ki; İNSANI FARKLI YAPAN AFFETTİKLERİ,
GÜÇLÜ YAPAN SABRETTİKLERİ,
KENDİSİ YAPAN İSE “VAZGEÇTİKLERİDİR…”
Diğer Tüm Yazılar