Başarısızlık çoğu zaman büyük kırılmalarla değil; farkına varmadan edinilen alışkanlıklarla başlar. Sürekli ertelemek, sorumluluklardan kaçmak, risk almaya cesaret edememek ya da kendini geliştirmeyi ihmal etmek… Zamanla bunların her biri, insanı hedeflerinden yavaş yavaş uzaklaştırır. Net hedefler koymamak, olumsuza odaklanmak ve başkalarının onayına bağımlı yaşamak da bu süreci derinleştirir.
Kendi yolculuğuma dönüp baktığımda, bu başlıkların her birini farklı dönemlerde karşıma çıkan birer eşik olarak görüyorum. Ertelemek yerine işe koyulmayı seçtiğim anlar oldu; elbette yorulduğum, sıkıldığım, “biraz ara versem mi” dediğim zamanlar da… Ancak ne olursa olsun, üstlendiğim sorumlulukları her koşulda yerine getirmeye özen gösterdim. Çünkü biliyorum ki süreklilik, başarının en sessiz ama en güçlü yapı taşı. Bugün geldiğim noktada, bu sürekliliğin meyvelerini topluyorum. Ve bunu yaparken de durmadan artan sorumluluklarımı bir yük gibi değil, sürecin doğal bir parçası olarak, keyif alarak taşımaya devam ediyorum.
Bunu daha önce de söyledim; günümüzün büyük bir bölümü işimizle geçiyor. Bu nedenle işimizi sevmeme gibi bir lüksümüz yok. Aksi hâlde hayat, insanın omuzlarına ağır bir yük gibi çöküyor. Eğer bu noktada bir huzursuzluk hissediyorsanız, yaşınız kaç olursa olsun durup kendinize şu soruları sormanız gerekiyor: Nerede hata yapıyorum? İşimi ne kadar seviyorum? Aslında sevebileceğim hangi taraflarını görmezden geliyorum?
Sevdiğiniz bir iş ya da en azından keyif alabileceğiniz bir alan mutlaka vardır. Ya mevcut işinizin sizi besleyen yönlerine odaklanın ya da bir değişim zamanını sakince planlamaya başlayın. Büyük adımlar göz korkutabilir; ancak unutmayın, değişim her zaman küçük bir adımla başlar. Oturduğunuz yerden hiçbir şey değişmez. İşiniz size ağır gelmeye başladığında, bu yalnızca profesyonel bir sorun değil; mutsuz bir yaşamın da habercisidir.
SEVGİYLE YAPILAN HER İŞ, BERABERİNDE ÖZENİ, DİSİPLİNİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ GETİRİR.
İş hayatında kalıcı başarıya ulaşmanın en önemli yollarından biri, yapılan işi sevmektir. Sevgiyle yapılan her iş, beraberinde özeni, disiplini ve sürdürülebilirliği getirir. Bu yaklaşım yalnızca sonuç odaklı bir başarı sunmaz; sürecin kendisinden de tatmin olmayı sağlar. Sevgililer Günü’nün hatırlattığı temel değer de tam olarak budur: emek vermek, sahip çıkmak ve değer üretmek.
Bu sayıyı da her zaman olduğu gibi büyük bir titizlikle hazırladık. İş dünyasında kendi alanlarında başarıya ulaşmış, farklı yollardan geçmiş ama ortak bir noktada buluşan isimlerle ilham veren röportajlara yer verdik. Her hikâye, sabırla çalışmanın, sorumluluk almanın ve yaptığı işe gönül vermenin ne kadar dönüştürücü olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Sizlere; ertelemeden adım atabileceğiniz, sorumluluklarınızı sahiplenerek ilerleyebileceğiniz ve yaptığınız işe sevgi katabileceğiniz bir yolculuk diliyorum. Çünkü gerçek başarı, yalnızca ulaşılan noktada değil; o noktaya giderken gösterilen emekte, bağlılıkta ve istikrarda gizli.
Hayat Klass ile güzel….
Diğer Tüm Yazılar
Sevgi Ve Aşkla Yapılan Her İş Başarıya Götürür