Başarılı Ressam ve Yazar Şükran Tercanlı, ‘Kadının İç Dünyası’ adlı romanından yola çıkarak hazırladığı “Yükseliş” isimli tablosuyla, Çırağan Sarayı’nda düzenlenen Resonance I. Edition adlı sergide yer aldı. Tercanlı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, 1924’te Türkiye’nin ilk müzesi unvanını alan Çırağan Sarayı’nda sergilenmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Serginin ana temasının “İnsanın dünya ile anlamlı ilişki kurması ve dokunabilmesi” olduğunu belirten Şükran Tercanlı, eserinde efsanevi Zümrüdüanka (Simurg) kuşunun küllerinden yeniden doğuşunu ve yükselişini anlattığını söyledi.
SİMURG FİGÜRÜ; GÜCÜ, DİRENCİ VE VAZGEÇMEMEYİ TEMSİL EDİYOR.
Durmaksızın akan suyun yaşamın sürekliliğini, şelalenin ise hayatın zorluklarını simgelediği tabloda, bu zorlukların önünde yükselen Simurg figürü; gücü, direnci ve vazgeçmemeyi temsil ediyor. Hayat yolculuğunda karşılaştığı engellerle mücadele ederek var olmayı başardığını vurgulayan Tercanlı, yaşanan her zorluğun insanı daha güçlü kıldığını dile getirdi. “En karanlık gece bile sonunda şafağa teslim olur” sözleriyle yaşam felsefesini özetleyen sanatçı, deneyimlerin insanı daha sağlam bir duruşa taşıdığını ifade etti. Şükran Tercanlı, Uluslararası İstanbul Ödülleri’nde ‘Sanat ve Edebiyatta Uluslararası Başarı Ödülü’ne layık görülmenin kendisi için büyük bir onur olduğunu belirterek, bu ödülü hayatındaki en büyük destekçisi olan babasına ithaf ettiğini söyledi. Ailenin, insanın dünya ile imtihanında en önemli güç kaynağı olduğuna dikkat çeken Şükran Tercanlı, aile olmanın omuz omuza durmayı gerektirdiğini vurguladı.
Şükran Tercanlı : “Yükseliş” Eserini Çırağan Sarayı’nda Sergiledi
Başarılı ressam ve yazar Şükran Tercanlı, romanı ‘Kadının İç Dünyası’ndan ilhamla hazırladığı “Yükseliş” adlı eseriyle Çırağan Sarayı’nda düzenlenen Resonance I. Edition sergisine katıldı. Şükran Tercanlı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, 1924’te Türkiye’nin ilk müzesi unvanını alan Çırağan Sarayı’nda sergilenmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti.