Ece Çetin Ve Taha Yiğit Tarakçı : “Klass Model Türkiye İle Hayallerimize Yeni Bir Kapı Açtık”

Ece Çetin Ve Taha Yiğit Tarakçı : “Klass Model Türkiye İle Hayallerimize Yeni Bir Kapı Açtık” Ece Çetin Ve Taha Yiğit Tarakçı : “Klass Model Türkiye İle Hayallerimize Yeni Bir Kapı Açtık”

Klass Model Türkiye 2025 Birincileri Ece Çetin Ve Taha Yiğit Tarakçı, Podyumda Başlayan Başarı Hikâyelerini Ve Yarışmanın Hayatlarında Neler Değiştirdiğini Klass’a Anlattı Klass Model Türkiye sahnesinde birincilik tacını takarak kariyerlerinde yeni bir sayfa açan Ece Çetin ve Taha Yiğit Tarakçı, yarışmaya uzanan hikâyelerinden final gecesinin unutulmaz anlarına, podyumun ve oyunculuğun kendilerine kattıklarından gelecek hedeflerine kadar merak edilenleri Klass okuyucularıyla paylaştı. Yarışma sürecinin yalnızca fiziksel görünüm ve modellik becerilerinden ibaret olmadığını vurgulayan ikili; disiplinin, rekabeti doğru yönetmenin, baskı altında güçlü kalmanın ve kurulan dostlukların kendileri için önemli birer kazanım olduğunu söylüyor. Birinciliği kariyerleri açısından önemli bir dönüm noktası olarak gören Ece Çetin ve Taha Yiğit Tarakçı, şimdi önlerine açılan fırsatları kalıcı başarılara dönüştürmeye hazırlanıyor. Ece Çetin, modelliğin yanı sıra oyunculuk ve televizyon dünyasında güçlü projelerle yer almayı hedeflerken, Taha Yiğit Tarakçı ise podyumlardaki kariyerini uluslararası arenaya taşımak istiyor. Klass Model Türkiye ile başlayan bu yeni dönem, iki genç isim için tacın ötesinde, çok daha büyük hedeflere uzanan bir yolculuğun ilk adımı…Ece Çetin ve Taha Yiğit Tarakçı ile Sheraton İstanbul Ataköy’ün muhteşem atmosferinde Tuna Yılmaz Studio ve Coşan Göksel’in Görsel Yönetmenliğinde gelecek hedeflerini konuştuk.  

Klass Model Türkiye’ye katılma hikâyeniz nasıl başladı? Yarışmaya başvurmaya nasıl karar verdiniz ve o dönemde birincilik sizin için ne kadar gerçekçi bir hedefti?
Ece Çetin: Modellik dünyasının zaten içindeydim. Daha önce Miss Turkey’de finalist olmuştum ve farklı projelerde yer almıştım. Ama Klass Model Türkiye benim için kendimi yeniden, bu kez çok daha deneyimli ve ne istediğini bilen bir Ece olarak gösterebileceğim farklı bir sahneydi. Tüm bu gelişimim sonrası yollarımız Muammer Kapucuoğlu ile kesişti ve bana yarışmasından bahsetti. Biraz araştırma yaptıktan sonra kendisinin ve yarışmasının bana katacaklarını değerlendirip emin bir başlangıç yaptım. Başvurduğum andan itibaren hedefim tabii ki birincilikti. Ama hiçbir zaman “Kesin ben kazanacağım.” gibi bir düşüncem olmadı. Kendime güveniyordum ancak final günü yaşadığım bir olay, bu yarışmayı benim için birincilikten çok daha farklı bir yere taşıdı. Sahneye çıkmayı beklerken, sahne arkasında, taç takmamdan dakikalar önce çok sevdiğim dedemi kaybettiğimi öğrendim. Birkaç dakika sonra sahneye çıkmam gerekiyordu. Gün boyunca duygularımı bastırıp gülümsemeye ve işime odaklanmaya çalıştım. Bazen gülerken bile gözümden yaş geliyor, kimse görmeden silip devam ediyordum. O gün hem hayatımın en acı hem de en mutlu günlerinden biri oldu. Tacımı aldıktan sonra eve gidip çantamı hazırladım ve dedemin cenazesi için Çanakkale’ye yola çıktım. Bugün geriye baktığımda, o gün bana ne kadar güçlü ve profesyonel olabileceğimi gösterdi. İki olayın aynı güne denk gelmesini de bir bakıma Allah’ın lütfu gibi görüyorum. Yarışma, o büyük acının içinde birkaç saatliğine de olsa ayakta kalmamı sağladı. Farklı bir zamanda aynı haberi alsam kendimi kaybedeceğimden emindim. Bu yüzden o tacın benim için anlamı her zaman bir birincilikten çok daha fazlası olacak.

Taha Yiğit Tarakçı: Çevrem tarafından sürekli bir yarışmaya katılma veya moda sektörüne girme konusunda tavsiyeler alıyordum fakat hiçbir zaman bir adım atmadım. Bir organizasyonda Muammer Bey ile tanıştık ve yarışmaya katılmam için bana tavsiyede bulundu. Bunun üzerine yarışmaya katıldım. Kararı tek bir kişi değil, birden fazla jüri veriyor. Dolayısıyla birincilik için bir tahminde bulunmak zorlaşıyor. İlk üçe gireceğimi düşünüyordum ama tabii ki “Kesin birinci olacağım.” diyebilmek çok zor.

‘YARIŞMANIN VERDİĞİ HEYECAN, MUTLULUK VE MOTİVASYONUN BİZİ İLERİ DOĞRU TAŞIYACAĞINI BİLİYORUZ’
Klass Model Türkiye sahnesinde birinci olduğunuz an neler hissettiniz? İsminizin açıklandığı o anı bugün nasıl hatırlıyorsunuz?
E. Ç.: İsmimin açıklandığı ilk birkaç saniye gerçekten çok garipti. Mansiyonlar, ardından üçüncü ve ikinci açıklandığında hala sahnede ödülsüz duruyor olmam sayesinde aslında durumu birkaç dakika öncesinden idrak etme şansım oldu. Beklerken hem önceki günler saatlerce süren kamp ve eğitimlerin yorgunluğu hem de final gecesinin heyecanı ve gün boyu ayakta olmanın yorgunlukla, bir an önce birinciyi açıklaması için Muammer Bey’in gözlerinin içine bakıyordum. Muammer Bey konuşurken, çok değerli jürilerin bana duyduğu güven ve beni layık gördükleri bu konumdan ötürü, daha adım açıklanmadan yüzüme kocaman bir gülümseme yerleşmişti. İnsan o anı önceden kafasında defalarca canlandırıyor ama gerçekten yaşandığında düşündüğünüz gibi olmuyor. Bir an etrafımdaki sesler kaybolmuş gibi hissettim. Benim için o an sadece bir taç ya da birincilik değildi. O sahneye gelene kadar 21 yıl boyunca verdiğim emeğin, donanımımın, yaşadığım heyecanın ve stresin, kendimi geliştirmek için harcadığım zamanın karşılığını almak gibiydi.

T. Y. T.: Tarif etmesi güç bir heyecan ve mutluluk hissettim. Böyle güzel bir yarışmada birincilik elde etmek çok farklı duyguları aynı anda yaşatıyor fakat en yoğun olanları heyecan ve mutluluktu. İsmimin açıklandığı o an hâlâ dün gibi aklımda ve bana verdiği hisler hâlâ taze. O anki heyecan ve mutluluğun verdiği motivasyon hâlâ beni ileri doğru taşıyor.

‘YARIŞMALARIN KAMERA ÖNÜNDE GÖRDÜĞÜMÜZ KISMINDAN ÇOK DAHA BÜYÜK BİR KAMERA ARKASI VAR’
Yarışma süreci size yalnızca modellik açısından değil, kişisel olarak da neler kattı?
E. Ç.: Bence yarışmaların kamera önünde gördüğümüz kısmından çok daha büyük bir kamera arkası var. Beklemek, stres altında performans göstermek, sürekli değerlendirildiğinizi bilmek, yorulduğunuzda bile enerjinizi korumak… Bunların hepsi insanın kendisini tanımasını sağlıyor. Ben de bu süreçte baskı altında ne kadar sakin kalabildiğimi ve rekabetin beni korkutmak yerine daha fazla motive ettiğini gördüm. Rekabetten çok, birilerine destek olma ve aile duygusunu daha ağır yaşadığımı fark ettim. Aynı hayal için uğraşan, genç ve başarılı bir grup insandık. Herkesin güzelliği, enerjisi ve hikâyesi farklıydı. Benim yapmam gereken başka biri olmaya çalışmak değil, kendimin en güçlü halini göstermekti. Sanırım yarışmanın bana kattığı en önemli şeylerden biri de buydu.

T. Y. T.: Yarışmada sadece modellik açısından bir şeyler öğrenmiyoruz. Bir amaç uğruna rakip olarak bir araya geldiğimiz insanlarla dost olarak oradan ayrıldık. Bence bu, en büyük getirilerinden biri. Kendimde keşfettiğim en dikkat çekici şey ise kendimi podyuma ait hissetmem oldu.

‘KLASS MODEL TÜRKİYE YARIŞMASINDAN SONRA BİRÇOK FIRSAT KAPISI AÇILDI’
Klass Model Türkiye birinciliğinin ardından hayatınızda neler değişti? Yarışmanın kariyerinizde açtığı yeni kapılar ve karşınıza çıkardığı fırsatlar neler oldu?
E. Ç.: Birincilik doğal olarak görünürlüğümü artırdı ve hem modellik hem de oyunculuk tarafında yeni görüşmelerin ve projelerin önünü açtı. Ama benim için en önemli değişiklik insanların beni artık yalnızca “güzel bir yüz” olarak değil, kariyerini bilinçli şekilde oluşturmaya çalışan biri olarak görmeye başlaması oldu. Ben zaten uzun zamandır modellik, oyunculuk ve farklı kamera önü projeleriyle ilgileniyorum. Bunun yanında endüstriyel tasarım mezunuyum ve spor hayatım da benim için çok önemli. Dolayısıyla kendimi tek bir alana sıkıştırmak istemiyorum. Klass Model Türkiye birinciliğinin bütün bu yönlerimi daha geniş bir kitleye gösterebilmem için çok güçlü bir kapı açtığını düşünüyorum. Şimdi amacım o kapıdan geçip kalıcı işler ortaya koymak.

T. Y. T.: Klass Model Türkiye yarışmasından sonra birçok fırsat kapısı açıldı. Tabii ki bunları değerlendirmek de önemli.

Sizce sizi diğer yarışmacılardan ayıran ve birinciliğe taşıyan en önemli özelliğiniz neydi?
E. Ç.: Sanırım en önemli farkım, sadece görüntümle var olmaya çalışmamam. Sahneye çıktığımda duruşumun arkasında yaşadığım ve emek verdiğim birçok şey var. Asker bir babayla büyüdüm; disiplin hayatımın her zaman çok doğal bir parçası oldu. Hiçbir yere geç kalmam, üzerime düşen bir görevi eksik bırakmam. Yıllardır sporun içinde olmam ve koçlarımın bana kattığı çalışma disiplini de bunu daha da güçlendirdi. Sahneye çıktığımda yalnızca güzel bir kız olarak değil, arkasında yılların disiplini, emeği ve özgüveni olan biri olarak çıktım. Çünkü beni ben yapan çok daha fazla şey var; güzellik işin cabası. Yıllardır spor yapıyorum, farklı branşlarda yarıştım, modellik yaptım, üniversite bitirdim, insanlık yararına birçok sosyal sorumluluk projesinde yer aldım, tasarım eğitimi aldım ve oyunculuk üzerine çalışıyorum. Bunların hepsi ister istemez insanın disiplinine, beden diline ve özgüvenine yansıyor.

T. Y. T.: 10 yıl lisanslı olarak okçuluk sporunu yaptım ve çok defa yarışmaya girdim. Bence beni ayıran özellik yarışmaya nasıl hazırlanmam gerektiğini ve yarışma anındaki heyecanı yönetebilmeyi biliyor olmaktı.

‘KLASS AİLESİNİ TEMSİL EDİYORUZ VE HER DAVRANIŞIMIZDA BİRLİKTE ANILACAĞIMIZI BİLİYORUZ’
Bu yarışmayı kariyeriniz açısından nasıl bir dönüm noktası olarak görüyorsunuz? Bundan sonraki süreçte modellik, oyunculuk, televizyon ya da farklı alanlarda ilerlemeyi düşünüyor musunuz?
E. Ç.: Kesinlikle önemli bir dönüm noktası ama bunu bir final gibi değil, yeni bir başlangıç gibi görüyorum. Hala Ece Çetin’im ama temsil ettiğim bir ailemin yanına bir aile daha eklendi. Artık Klass ailesini de temsil ediyorum ve her davranışımda birlikte anılacağımızı biliyorum. Bu bana güven ve ayrıcalık sağlıyor. Taç takıldığı anda hikâye bitmiyor; bence asıl hikâye ondan sonra başlıyor. Modellik kariyerime devam etmek istiyorum ama özellikle oyunculuk ve televizyon tarafında da çok daha fazla yer almak istiyorum. Kamera önünde olmayı seviyorum ve oyunculuk tarafında kendimi geliştirmek için çalışıyorum. Aynı zamanda spor ve tasarım benim hayatımın çok önemli parçaları. Uzun vadede bütün bunların birbirinden kopuk alanlar olmasını istemiyorum. İnsanların karşısına yalnızca model olarak değil; oyunculuğu, sporu, tasarımı ve kendi projeleri olan çok yönlü bir kadın olarak çıkmak istiyorum.

T. Y. T.: Yarışma benim için gerçek bir dönüm noktası çünkü öncesinde modellik tecrübem yoktu. Sahneye çıktıktan sonra ise oraya ait olduğumu hissettim. Ait olduğum yer olan podyumlardan kariyerime devam etmek istiyorum. Bununla birlikte televizyonda güzel projelerde yer almayı da istiyorum.

Klass Model Türkiye birincisi olarak bundan sonraki en büyük hedefiniz nedir? Kendinizi birkaç yıl sonra kariyerinizin hangi noktasında görmek istiyorsunuz?
E. Ç.: Ben küçük hedefler koymayı çok becerebilen biri değilim.  Enerji ve çekim yasalarına da çok inanırım. 22 yıl önce adımın “kraliçe” anlamına gelen Ece konulması da verebileceğim onca örnekten sadece biri.  Bir şeyi gerçekten istiyorsam sınırlarımı ne kadar ileri taşıyabileceğimi görmek istiyorum. Çok hırslı biriyim bu yüzden hedefim yalnızca Türkiye’de bilinen bir model olmak değil. Uluslararası projelerde yer almak, büyük markalarla çalışmak ve özellikle oyunculukta güçlü, akılda kalan işlerin içinde olmak istiyorum. Birkaç yıl sonra geriye baktığımda “Klass Model Türkiye’yi kazandım ve sonrasında bana gelen fırsatları değerlendirdim” demek yetmez. “O birinciliği aldım ve onun üzerine çok daha büyük bir kariyer inşa ettim” diyebilmek istiyorum. Benim için başarı bir noktaya ulaşıp orada kalmak değil. Her ulaştığım hedefin ardından kendime yeni bir hedef koyuyorum. Klass Model Türkiye birinciliği benim için çok kıymetli bir başarı ama kesinlikle ulaşmak istediğim son nokta değil. Daha yeni başlıyorum.

T. Y. T.: İlerleyen süreçteki en büyük hedefim öncelikle modellik sektöründe akla gelen ilk isimlerden olmak. İlerleyen yıllarda bu hedefime ulaşıp yurt dışında da modelliği devam ettirmek istiyorum.