“Türk Mücevher Sektöründe Bir Dünya Markası Yaratmayı Hedefliyorum”

“Türk Mücevher Sektöründe Bir Dünya Markası Yaratmayı Hedefliyorum” “Türk Mücevher Sektöründe Bir Dünya Markası Yaratmayı Hedefliyorum”

Yurt içi ve yurt dışında başta mücevher olmak üzere tekstil ve yeme-içme sektörü gibi farklı iş kollarında uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip Ekrem Sağel lüks markalara verdiği eğitimler ve danışmanlık hizmetiyle firmaların başarılarında büyük rol oynuyor. Çekirdekten yetişerek yerli ve yabancı pek çok mücevher firmasında yöneticilik yapan Sağel, gücünü New York’un ardından ikinci mağazasını Nişantaşı’nda açan Gürhan Galleries ile birleştirdi. Gürhan Galleries-Istanbul Müdürü Ekrem Sağel ayrıca bilgi birikimini ve tecrübesini markalarla paylaşmaya devam ediyor. Amacının Türk mücevher sektöründe bir dünya markası yaratmak olduğunu belirten Sağel sektörle tanışma hikayesini, bugüne kadar gerçekleştirdiği çalışmaları ve hedeflerini Klass okurları için anlattı.

Ekrem Bey, öncelikle mücevher sektörüyle tanışmanız nasıl oldu? Sizden bunu dinlemek istiyoruz.
Mücevher sektörüyle tanışmam 1998 yılında Gilan markası ile gerçekleşti. 2001 yılına kadar Gilan Akmerkez’de çalıştım. Ardından Meksika’daki Lapis adlı bir Türk mücevher firmasından teklif aldım. Bunun üzerine ailemle birlikte Meksika’ya taşındık. Cancun bölgesindeki Del Carmen’de 6 bin metrekarelik bir mağaza açtık. Bir yıl sonra da yine Meksika’da Bulgari’de mağaza müdürlüğü yaptım. Bir yıl geçtikten sonra Karayipler’in çok güçlü markalarından biri olan Diamond International’dan gelen teklifi kabul ettim. Bir süre Diamond International’da yöneticilik yaptım. Ardından Karayipler’de Türk mutfağını temsil eden restoranların eksikliğini fark ederek yeme-içme sektörüne adım attım. Karayipler’deki ilk Türk restoranını açtık. Restoranımızda misafirlerimize Türkiye’den getirttiğimiz aşçıların hazırladığı Türk mutfağının en güzel lezzetlerini sunduk. O dönemde Karayipler’e gelen Türk yolcu gemilerindeki personel bölgede Türk yemeği bulma konusunda çok sıkıntı yaşadıklarını ve bizim sayemizde bu problemin ortadan kalktığını dile getirdi. Hatta gemide çalışanların Karayipler’e gelmeden önce e-posta yoluyla siparişlerini aldık. Türk müziği ve yemeklerinin yer aldığı konseptimizde misafirlerimizi güzel bir şekilde ağırladık. Her şey güzel giderken eşimin Türkiye özlemi ağır basınca ülkemize geri döndük. Suadiye Gilan’da mağaza müdürü olarak tekrar mücevher sektöründeki yerimi aldım. Ardından Zen Diamond’dan gelen teklif üzerine Zen Diamond mağazalar koordinatörü olarak markanın bütün mağazacılık altyapısını kurdum. Kısa bir süre sonra markadan Rusya’daki mağazacılık faaliyetlerini yürütmem için teklif geldi ve Zen Diamond ülke müdürü olarak Rusya’da beş farklı şehirde beş mağazanın açılışını gerçekleştirdik. Sadece laptopum ve tercümanımla gerçekleştirdiğim çalışmalar neticesinde beş ay gibi kısa bir sürede güzel başarılar elde ettik. Sonuçtan Zen Diamond’ın sahibi Emil Güzeliş de çok memnun kaldı ve altı mağaza daha açmamızı talep etti. Yaklaşık iki yılda Rusya’da toplam 11 mağaza açmış olduk. Ayrıca iki tane franchise verdik. Daha sonra Zen Diamond ile yollarımı ayırıp Türkiye’ye geri döndüm ve İstanbul Kuyumcular Odası’nda Türkiye’nin ilk Mücevher Satış ve Mağazacılık eğitimlerini vermeye başladım. Bu eğitimler esnasında bazı firmalarından danışmanlık teklifleri aldım ve Rusya’da yatırım yapmak isteyen çeşitli Türk markalarına ve Rusya’daki mücevher firmalarına danışmanlık hizmeti verdim. Bunların yanı sıra lüks butik otellere, tekstil ve otomotiv sektöründeki markalara da danışmanlık hizmeti verdim. Ukrayna’daki kriz patlak verince lüks sektörü bundan çok etkilendi. Bunun üzerine Türkiye’ye geri dönerek Rusya’da edindiğim tecrübeleri ülkemizin yararına kullanmaya karar verdim. Türkiye’ye döndükten sonra dünyaca ünlü saat markası için kısa bir süre mağaza yöneticiliği yaptım. 

Gürhan Galleries ile yollarınız nasıl kesişti?
çalıştığımız saat firmasından da ayrıldıktan sonra Nişantaşı’nda mağaza açmaya karar veren Gürhan Galleries’in sahibi Gürhan Bey ile tanıştım. Kendisi o dönemler Amerika’daydı. İşe alım sürecinde bana Amerika’dan kişilik envanteri testi gönderdiler. Ayıca bir dizi telefon görüşmemiz oldu. Neticede anlaştık ve markanın bünyesine dahil oldum. Benim için çok farklı bir süreç oldu. çünkü daha önce hiç marka sahibi ile yüz yüze görüşmeden işe alınmamıştım. Şirket müdürü olarak markanın İstanbul’daki bütün faaliyetlerini yürütmeye başladım. Bunun yanı sıra gelen talepler doğrultusunda markalara eğitim ve danışmanlık hizmeti vermeye devam ediyorum. 

“DANIŞANLARIMLA GüNYüZü GöRMEMİŞ 
çOK DEĞERLİ BİLGİLERİ PAYLAŞIYORUM”
Markalara verdiğiniz eğitimlerden bahsedersek eğitimlerinizde firmalarla neleri paylaşıyorsunuz?

Mücevher sektöründeki markalara eğitim ve danışmanlık hizmeti verirken seçici davranıyorum. çünkü danışanlarımla günyüzü görmemiş çok değerli bilgileri paylaşıyorum. Verdiğim bilgilerin gerçekten doğru kanallara gitmesi için özen gösteriyorum. Mücevher sektöründe firmalara verilen eğitimlerde genellikle sektör dışından kişiler yer aldığı için alanın ihtiyaçlarına yönelik bir çalışma gerçekleştirilemiyordu. Bunun üzerine verdiğim özel eğitimlerle kendi müfredatımı yarattım. 

Peki, mücevher sektöründe iyi bir satış danışmanı olabilmek için kişilerin hangi vasıflara sahip olması gerekir?
Mücevher sektöründeki satış sistemi ile diğer iş kollarındaki satış sistemi çok farklıdır. Mağaza personelinin kullandığı alan sınırlıdır ve bu durum çalışanı biraz germektedir. Ayrıca her müşteriye aynı mimiklerle, aynı üslupla yaklaşamazsınız. Bunun yanı sıra ürün hakkında çok iyi teknik bilgiye sahip olmanız gerekir. Müşteriye sunduğunuz bir tek taşın veya alyansın bütün özelliklerini kişiye belirtmeniz gerekir. Bu da biraz zaman alır. örneğin bir tek taşın sunumu iki saat sürer. Ayrıca satış yapan personelin müşteriyi çok konuşarak sıkmaması gerekir. Avrupa’da iyi satıcı müşteriyi iyi dinleyen satıcıdır. Mücevher sektöründe iyi bir satıcı olabilmek için öncelikle müşteriyi iyi analiz etmek gerekir. Bunun için de kişiye bazı sorular sorup verdiği cevapları iyi bir şekilde dinlemek çok önemlidir. Bu sağlanamadığı takdirde marka başarısız sonuçlar elde ediyor. Bu da sektörü olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle markaların mutlaka dışarıdan profesyonel eğitimle destek almaları gerekiyor. 

“MüCEVHERİN YILDA EN AZ 6 AYDA 
BİR BAKIMA GöNDERİLMESİ GEREKİYOR”
Peki, lüks tüketim alanındaki tüketicileri değerlendirecek olursanız neler söylersiniz?

Gilan’da olduğum dönemde 4c denilen pırlantanın rengi, berraklığı, karatı ve kesimi konusundaki kuralların yer aldığı bir kitapçık bastırmıştık. Sektörde ilk defa gerçekleştirilen bu girişim sayesinde tüketici satın aldığı pırlanta konusunda gerekli bilgiye sahip oluyordu. Son yıllarda pek çok marka aynı uygulamayı yapmakta. Sonsuzluğun simgesi olan pırlantanın hangi özelliklere sahip olduğunu müşteri bilemez. Bu durumda devreye markanın güvenirliliği girer. Türkiye’deki mücevher severlerin çoğu ne yazık ki bilinçli değil. Mücevherin yılda en az 6 ayda bir bakıma gönderilmesi gerekiyor. Ancak çoğu tüketici bunu ihmal ediyor. Pek çok kişi mücevher alırken sadece fiyatına ve üzerlerinde nasıl durduğuna bakıyor. örneğin birçok kişi inciyi kasada saklar. Ancak inci yaşayan bir canlı olduğu için onu belli dönemlerde havalandırmak ve güneş görmesini sağlamak gerekir. İnci tene temas ettiğinde şekli değişir. Uzun yıllar kullanıldığında ise parlaklığı artar. İncinin kesinlikle parfümle temas etmemesi gerekir. Aksi halde sedefleri atmaya başlar. Bu bilgileri çoğu mücevher sever bilmiyor. Bunların dışında tabii bilinçli tüketiciler de var. Hatta çok bilinçli olanlar var. Yıllar önce mağazamıza bir beyefendi gelmişti. Eşine pırlanta bir yüzük alacağını bizden önce birçok mağazaya girdiğini ve sorularına cevap alamadığını, istediği gibi bir servis alırsa ve sorularına cevap bulursa bizi tercih edeceğini söyledi. Bu bende biraz baskı yaratsa da beyefendiye güzel bir şekilde iki saatlik servis verdim. Beyefendi beni dikkatlice dinledikten sonra “Pırlantanın rengini tespit eden cihazın adını söylerseniz yüzüğü sizden alacağım" dedi. Bunun üzerine rahatladım ve “Cevabı biliyorum ancak sonra söyleyeceğim” deyip ikimiz için birer kahve söyledim. Biraz sohbetin ardından beyefendi iyice meraklandı. Ben de bunun üzerine “Biraz önce beni bir hayli strese soktunuz. Biraz keyfini çıkarayım" dedim ve ardından ‘koloriskop’ cevabını verdim. Bu güzel diyaloğun ardından beyefendi eşi için tek taşı bizden aldı. Mücevher konusunda bu tarz bilgi sahibi insanlar daha çok kendilerinden daha bilgili kişilerin yer aldığı markaları tercih ediyorlar. Yaklaşık 16 yıldır mücevher sektöründeyim. Böyle bir müşteriyle ilk kez karşılaştım. Tüketicinin bilinçlenmesi çok önemlidir. çünkü tüketici bilinçlendikçe hem verdiği paranın karşılığı olan hizmeti layıkıyla alacak hem de sektördeki güvenilir olmayan markalar ayıklanacak. 

Mücevher tutkunlarının bilinçlenmesi adına eğitimler vermeyi düşünüyor musunuz?
2012 yılında Bee Goddess markasınının sahibi Ece Şirin ile tanışmıştım. Kendisi Astoria’daki bir restoranda 15 kişilik mücevher sever hanıma davet verdi. Bu davette mücevher tutkunlarına küçük çaplı bir eğitim verdim. Bu eğitimde pek çok kişi anlattıklarımı not alıyordu. Bu verdiğim en keyifli eğitimlerden biriydi. Bu tarz çalışmaları başka kişiler de zaman zaman yaptı. Ancak pırlanta sever müşterilerin bilinçlenmesine dair çalışmaların sürekliliği olmadığı için yeterli sonuç alınamadı. Markaların satıştan önce müşterilerinin mücevher konusunda bilgi sahibi olmalarını önemsemeleri gerekiyor. Bu da firmaların vizyonuyla ilgili bir durum. örneğin geçtiğimiz aylarda Gürhan Bey Nişantaşı’ndaki mağazamızın açılışı için muhteşem bir davet düzenledi. Gürhan Bey’in daveti vermesindeki amacı satış değil insanların keyifli vakit geçirmesiydi. Ekibimiz dahil herkesin eğlendiği davette dileyenlere koleksiyonumuz hakkında bilgi verdik; ancak misafirlerimize asla satış odaklı yaklaşmadık. Bu açıdan kişilerin hem eğlendikleri hem de mücevher konusunda bilgi sahibi oldukları organizasyonlar daha çok yapılmalı. 

“BİR DüNYA MARKASI YARATMAK İçİN EN AZ 
10 YILLIK STRATEJİ PLANI HAZIRLAYIP 
SABIRLA çALIŞMAK LAZIM”
Son olarak önümüzdeki dönemde gerçekleştirmek istediğiniz hedefleriniz nelerdir?

Verdiğim eğitimlerin yanı sıra ben de yurt dışında eğitim alarak kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Bu bilgi birikimim ve çalışmalarım neticesinde Türk mücevher sektöründe bir dünya markası yaratmayı hedefliyorum. Dünya markası olmak için de yurt dışındaki metropollerde olmanız, herkesin sizi tanıması ve isminizi telaffuz etmesi gerekiyor. Türkiye’de bir dünya markası yaratmak için en az 10 yıllık bir strateji planı hazırlayıp bu plan dahilinde sabırla çalışmak lazım. Pek çok marka sahibi ilk yılın ardından hemen satış odaklı bir atılım beklediği için ne yazık ki dünya markası olma yolunda başarısız sonuçlar elde ediyor. Bunların yanı sıra mağazaların marka değerini yükselten vitrinlerin de müşteriyi cezbetmesi gerekiyor. Vitrinlerin farklı konseptlerde düzenlenmesi ve çok dolu dolu olmaması da ayrı bir konu. Kişilerde merak uyandıracak bir vitrin düzeni, mağaza içerisindeki şık sunumlar ve müşterilerin beğenileri doğrultusunda gerçekleştirilen mağaza konseptleri güzel sonuçlar alınmasını sağlar. Ayrıca patronundan personeline kadar herkesin vizyon sahibi olması gerekiyor. Kısacası patron şirketi zihniyetinden çıkılmadığı sürece dünya markası yaratmak mümkün olmuyor.