Seher Tunalı : “Güzellik Uzmanlığı Sadece Cilde Değil, İnsan Ruhuna Da Dokunur”
Ünlü Güzellik Uzmanı Seher Tunalı, Güzellik Alanındaki Hizmet Anlayışını Ve Büyüme Vizyonunu Klass’a Anlattı Seher Tunalı Beauty Kurucusu Seher Tunalı, güzellik sektöründe sahip olduğu 20 yıllık deneyim ve danışan odaklı hizmet anlayışıyla estetik alanında Türkiye’nin en çok tercih edilen uzmanları arasında yer alıyor. Her şubesini yakından takip eden ve danışan geri bildirimlerine büyük bir önem veren Seher Tunalı, kalite ve hijyen standartları konusundaki titizliği ve hassasiyetiyle de fark yaratıyor. “Elbette büyümeye devam etmek istiyoruz ancak kaliteden ödün vererek hızlı büyümektense, sağlam adımlarla ilerlemeyi tercih ederim. Bizim en büyük reklamımız, memnun kalıp bizi sevdiklerine öneren danışanlarımız” diyen Seher Tunalı ile sektöre giriş hikayesini, şubeleşme hedeflerini, son dönemde güzellik dünyasında konuşulan uygulamaları Klass okurları için konuştuk.
Seher Hanım, güzellik ve bakım sektörüne kattığınız değerle ön plandasınız. Öncelikle sizi tanıyarak sektöre giriş hikâyenizi dinleyebilir miyiz?
Aslında her şey çok küçük yaşlarda, annemin aynasının önünde başladı diyebilirim. Kadınların kendilerine ayırdıkları o birkaç dakikanın, bir kremi sürerken ya da saçını tararken yüzlerine yayılan o huzurun beni hep etkilediğini hatırlıyorum. O zamanlar bunun bir meslek olabileceğini bilmiyordum ama güzelliğin aslında insanın kendine gösterdiği özenle ilgili olduğunu çok erken fark ettim. Profesyonel olarak bu yola adım atmam 2006 yılında oldu. Estetisyenlik eğitimimi tamamladıktan sonra çeşitli güzellik merkezlerinde çalıştım. O yıllar benim için gerçek bir okul oldu. Her gün farklı cilt tipleriyle, farklı hikâyelerle tanıştım. Akneyle boğuşan bir genç kızın özgüvenini yeniden kazanmasına, düğününe hazırlanan bir gelinin heyecanına, yıllardır aynaya bakmaktan kaçınan bir kadının yeniden gülümsemesine tanıklık ettim. Bu mesleğin sadece cilde değil, insanın ruhuna da dokunduğunu o zaman anladım. Yaklaşık 20 yıl boyunca kendimi hiç durmadan geliştirmeye çalıştım. Yurt içinde ve yurt dışında cilt bakımı, anti-aging, lazer epilasyon ve kalıcı makyaj alanlarında pek çok eğitim ve sertifika programına katıldım. Çünkü bu sektör hiç durmuyor; bugün doğru bildiğiniz bir yöntemin yerini yarın çok daha etkili bir teknoloji alabiliyor.
Seher Tunalı Beauty’yi kurarken aklımdaki fikir çok netti: Danışanın kendini bir müşteri gibi değil, misafir gibi hissettiği, her uygulamanın kişiye özel planlandığı ve dürüstlüğün her şeyin önünde olduğu bir yer yaratmak. Markaya kendi adımı vermem de bilinçli bir tercihti; yapılan her uygulamanın arkasında kişisel olarak durduğumu göstermek istedim. Biz kimseyi başka birine dönüştürmeye çalışmıyoruz; kişinin kendi güzelliğini, en sağlıklı ve en ışıltılı haliyle ortaya çıkarmasına yardımcı oluyoruz.
“HER ŞUBEMİZİ YAKINDAN TAKİP EDİYOR, DANIŞAN GERİ BİLDİRİMLERİNİ TEK TEK OKUYORUM”
Peki sunduğunuz hizmetleri geniş kitlelerle buluşturmak adına şubeleşme hedefiniz var mı?
Aslında bu yolculuğa çoktan çıktık diyebilirim. Bugün İstanbul Anadolu Yakası’nda Kadıköy, Ümraniye ve Pendik›te, ayrıca Gebze›de şubelerimizle danışanlarımıza hizmet veriyoruz.
Bu bölgeyi bilinçli olarak seçtik; danışanlarımızın evine ve işine yakın, kolayca ulaşabilecekleri bir güzellik merkezi olmak istedik. Şubeleşirken en çok önem verdiğim şey standartların birliği oldu. Seher Tunalı Beauty’nin hangi kapısından girerseniz girin, aynı özenle, aynı hijyen standardıyla ve aynı uzmanlıkla karşılaşmalısınız. Bunun için tüm şubelerimizde aynı protokollerle çalışıyor, ekiplerimizi düzenli iç eğitimlerle sürekli güncel tutuyoruz. Her şubemizi yakından takip ediyor, danışan geri bildirimlerini tek tek okuyorum. Adımı taşıyan her merkezin arkasında kişisel olarak duruyorum. Elbette büyümeye devam etmek istiyoruz. Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Kaliteden ödün vererek hızlı büyümektense, sağlam adımlarla ilerlemeyi tercih ederim. Bizim en büyük reklamımız, memnun kalıp bizi sevdiklerine öneren danışanlarımız.
Son dönemde güzellik sektörünün en çok konuşulan uygulamalarından biri cam cilt (glass skin). Seher Tunalı Beauty’de cam cilt uygulamasını nasıl gerçekleştiriyorsunuz? Bu uygulamanın cilde kazandırdığı etkiler nelerdir ve kimler için uygundur?
Cam cilt, adını gerçekten güzel hak eden bir kavram. Kore’den yayılan bu akımın hedefi; pürüzsüz, gözenekleri belirginliğini yitirmiş, derinden nemlenmiş ve ışığı adeta içinden yansıtan bir cilt. Ama ben her zaman şunu söylüyorum: Cam cilt bir makyaj efekti değil, sağlıklı bir cildin doğal sonucudur. Bizde süreç her zaman detaylı bir cilt analiziyle başlıyor. Cildin nem seviyesine, yağ dengesine, gözenek yapısına, leke ve hassasiyet durumuna bakıyoruz. Uygulamayı ise bu analize göre kişiye özel şekillendiriyoruz. Genel hatlarıyla adımlarımız şöyle; Öncelikle cildi makyaj, kir ve fazla yağdan arındırıyoruz, sonrasında cilt tipine uygun hafif enzim veya yüzeysel asit peelingleriyle ölü hücreleri uzaklaştırıyoruz. Amacımız cildi tahriş etmek değil, yüzeyi pürüzsüzleştirmek.
Ardından vakum ve su bazlı teknolojiyle gözenekleri derinlemesine temizlerken cilde aynı anda nem veriyoruz. Devamında hyalüronik asit, niasinamid, peptitler ve antioksidan serumları ultrason veya iyontoforez gibi cihaz destekli yöntemlerle cildin daha iyi alabileceği şekilde uyguluyoruz. Son aşamada ise cildi sakinleştirmek ve yenilenme sürecini desteklemek için Led Işık Terapisi uyguluyoruz. Nemi hapseden bir maskeyle ve mutlaka güneş korumasıyla seansı tamamlıyoruz.
İlk seanstan itibaren cilt daha nemli, daha canlı ve daha pürüzsüz görünüyor. Düzenli seanslarla gözenek görünümü azalıyor, cilt tonu eşitleniyor, matlık yerini ışıltıya bırakıyor ve makyaj cilde çok daha güzel oturuyor. Bu işlemler kimler için uygun derseniz, aslında çok geniş bir kitleye hitap ettiğini söyleyebilirim. Mat, yorgun ve susuz görünen ciltler, gözenek problemi yaşayanlar, özel bir gün öncesi cildini hazırlamak isteyenler ve yaşlanma karşıtı bakımına destek arayan herkes için harika bir seçenek. Ancak aktif akne, egzama, rozasea atağı ya da yeni yapılmış bir medikal işlem varsa önce cildin dinlenmesini bekliyor, gerekirse danışanımızı dermatoloğa yönlendiriyoruz. Hamilelik döneminde de bazı aktif içerikleri protokolden çıkarıyoruz.
Cam cilt görünümüne ulaşmak için tek bir uygulama yeterli mi yoksa düzenli bakım ve kişiye özel bir cilt protokolü mü gerekiyor? Uygulamanın başarısında cilt analizi ve kullanılan ürünlerin rolü nedir?
Bu soru çok önemli, çünkü danışanlarımızın en sık yaşadığı hayal kırıklığı tam da buradan doğuyor. Tek bir seans, cildinize gerçekten güzel bir ışıltı kazandırır; özel bir davet öncesi yapılan bir uygulama bile farkı hemen gösterir. Ama kalıcı bir cam cilt görünümü istiyorsak, bunun bir yolculuk olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Cildimiz yaklaşık 28 günde bir kendini yeniliyor ve yaş ilerledikçe bu süre uzuyor. Bu yüzden genellikle 3 ila 4 hafta arayla, cildin durumuna göre 4 ila 6 seanslık bir kür öneriyoruz. Sonrasında ayda bir yapılan bakım seanslarıyla elde ettiğimiz sonucu koruyoruz. Ama asıl sihir, seanslar arasında evde yapılanlarda saklı. Merkezde yaptığımız uygulama işin belki yarısı; diğer yarısı danışanımızın her sabah ve akşam kendine ayırdığı o birkaç dakika.
Cilt analizi bu sürecin pusulası. Aynı “cam cilt” hedefine sahip iki kişiden birinin cildi susuz ama yağlı, diğerininki kuru ve hassas olabilir. Birine iyi gelen bir asit, diğerinde kızarıklığa yol açabilir. Analiz yapmadan protokol oluşturmak, reçetesiz ilaç vermeye benzer. Biz her seansta cildi yeniden değerlendiriyor ve protokolü buna göre güncelliyoruz. Ürünler konusunda ise seçiciyiz. Kullandığımız her ürünün içerik listesini, klinik çalışmalarını ve cilt bariyeriyle uyumunu inceliyoruz. Danışanlarımıza da evde kullanacakları rutini sade tutmalarını öneriyorum: nazik bir temizleyici, nem desteği sağlayan bir serum, bariyeri koruyan bir nemlendirici ve her gün, kış yaz demeden güneş koruyucu. Bazen az ama doğru ürün, rafı dolduran on üründen çok daha fazla işe yarıyor. Tabii ki iyi uyku, yeterli su tüketimi ve dengeli beslenme de bu tablonun ayrılmaz bir parçası.
Güzellik sektöründe teknolojik cihazlar ve yenilikçi sistemler her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Seher Tunalı Beauty olarak teknoloji yatırımlarınızı nasıl şekillendiriyorsunuz?
Teknoloji bu sektörün kalbinde ve ben onu çok seviyorum. Ama bir cihaz satın alırken kendime hep aynı soruyu soruyorum: “Bu cihaz danışanıma gerçekten fayda sağlayacak mı, yoksa sadece vitrinde iyi mi görünecek?” Her yıl fuarlarda onlarca yeni sistem tanıtılıyor.
Hepsinin peşinden koşmak yerine, etkinliği ve güvenliği kanıtlanmış teknolojilere yatırım yapmayı tercih ediyoruz. Yatırım kararlarımızda birkaç temel kriterimiz var. Öncelikle cihazın Sağlık Bakanlığı mevzuatına uygun, gerekli sertifikalara sahip ve üreticisi güvenilir olması gerekiyor.
İkincisi, arkasında bilimsel veri olmalı. Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, o cihazı kullanacak ekibimizin ilgili eğitimi tam olarak alması gerekiyor. En iyi cihaz bile bilgisiz bir elde risk taşıyabilir.