Yapacağımız Yatırımlarla Amerika ve Avrupa İle Yarışır Hale Geleceğiz

Yapacağımız Yatırımlarla Amerika ve Avrupa İle Yarışır Hale Geleceğiz Yapacağımız Yatırımlarla Amerika ve Avrupa İle Yarışır Hale Geleceğiz

Prof. Dr. Yusuf Kalko başarılarla dolu meslek hayatını ve mucize operasyonlarını Klass’a anlattı...  

“İdealleri uğruna adım attığı tıp alanında azmi ve çalışkanlığı ile önemli başarılar elde eden Prof. Dr. Yusuf Kalko, gerçekleştirdiği kritik operasyonlar ile alanında adını altın harflerle yazdıran önemli isimlerden biri haline geldi. Sayısız insanın yaşamını kurtaran Dr. Kalko kullandığı Minimal İnvaziv Damar Cerrahisi Teknikleri ve aynı anda hem açık cerrahi hem de kapalı teknikleri kullanma avantajı sağlayan ‘Hibrit’ yöntemlerle şah damarı kaynaklı inme, kangren, diyabetik ayak, Buerger gibi pek çok damar hastalığının tedavisinde ekibi ile beraber önemli yol kat etti. Beylikdüzü’nde yeni açtığı muayenehanesini damar hastaları için son teknoloji cihazlarla donattıklarını ifade eden Prof. Dr. Yusuf Kalko, 26 yıllık bilgi ve birikimleri ile kurdukları profesyonel kadro eşliğinde damar cerrahisi alanında çığır açmaya devam edeceklerini belirtiyor. Başarılı Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Yusuf Kalko ile doktorluk mesleğine nasıl başladığını, mesleğindeki dönüm noktalarını, Azeri bürokrat Hüseyinov Ağababa ile olan anısını ve damar cerrahisinde geliştirdiği yöntemleri Klass okurları için konuştuk.”

Yusuf Bey bu zamana kadar birçok özel kurumda başarıyla yer aldınız. Öncelikle sizi daha yakından tanıyarak neden doktorluğu seçtiğinizi öğrenebilir miyiz?
Ben 1970 Ankara doğumluyum. Babam çay ocağında çalışarak bizi büyüttü. Babam ve annemde çok büyük bir okuma hırsı vardı. Onlardaki bu okuma hırsı bize de geçti. Ben ilkokulu bitirdikten sonra ilk matematik sorumu babama sorduğumda babam bana çok güzel bir cevap vermişti. “Ailemizde şu an en çok okuyan sensin, bundan sonra sana yardımcı olamayız, başının çaresine bak.” demişti. Ben bunun üzerine hırs yaptım ve o küçük çocuk hayali olan doktorluğa ilk adını Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanarak attı. Üniversiteye hazırlanış ve giriş serüvenim de ayrı zorluklarla doluydu, anlatsam sayfalar almaz. Nitekim bir kitapta topladım anılarımı. Uzunca serüvenimi merak edenler “Yüreğine Yer Aç” kitabımdan okuyabilir. Bugüne kadar tırnaklarımla geldim. Özellikle Anadolu’dan gelmiş, dar gelirli ailelerde büyüyen insanlar da artık iyi yerlere gelebiliyorlar. Ben bunun ispatıyım. Hiçbir başarı tesadüf değildir.

“YAŞADIĞIMIZ ZORLUKLAR GELECEĞE YATIRIMDI”
İlk görev deneyiminizi bizimle paylaşır mısınız?
Antalya’nın o dönem gecekondu mahallesi olan Ahatlı’da, insanların kötü koşullarda yaşadığı bir yerde halk sağlığı stajımı yaptım. Hocam Necati Dedeoğlu bizi sürekli, insanların bize ihtiyacı olduğunu söyleyerek motive ederdi. Pratisyen hekim olarak çalıştığım ilk yer Kastamonu oldu. Orada kaldığım 8 ay boyunca 6 kere sürgün yedim. Bunun nedeni bölgedeki yöneticilerle yaşadığım anlaşmazlıklardı. Ben pratisyen hekim olarak Necati Hocanın dediklerini yapamıyordum. Sistem idealist olmamıza müsaade etmiyordu. Daha sonrasında sınava hazırlanıp uzmanlığı kazandım. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümünde göreve başladım. İstanbul’a büyük bir hevesle geldim. İlk zamanlarda çok zorlandım. Gece gündüz hastanede yatıp kalkardım. Amacım biraz daha fazla vaka görüp daha fazla şey öğrenmekti. Çapa’da asistanken yaşadığımız zorluklar geleceğe yönelik bir yatırımdı. Mesleğe başladığımız çoğu asistan arkadaşım dayanamayıp istifa etti. Uzmanlıktan sonra Vakıf Gureba Hastanesi’ne tayin yaptırdım. O süreç çok stresli ve zor bir süreçti. Biz Çapa’da önemli ameliyatlar yaparken Vakıf Gureba’da ameliyat yapılması yasak olduğu için hiçbir şey yapamıyorduk, çünkü ameliyathanelerde teknik donanım yetersizliği vardı ancak ona rağmen yine de çok başarılı ameliyatlara imza attık. Büyük damar ameliyatlarını o dönem basit teknikle kolaylaştırmayı öğrendim, kendi tekniklerimi yine o dönem geliştirmeye başladım. Lokal anestezi ve küçük kesi ile her türlü damar ameliyatını bugün başarı ile yapabiliyorsak o dönemin imkansızlıklarının bunda büyük payı oldu.

“AMELİYAT ETTİĞİMİZ KİŞİ HAYDAR ALİYEV’İN SAĞ KOLUYDU”
Azeri bürokrat Hüseyinov Ağababa ile olan anınızı paylaşır mısınız?
Vakıf Gureba döneminde doçentlik sınavına hazırlanıyordum. Yılbaşı gecesi Azerbaycan konsolosluğundan beni aradılar. “Hocam bürokratlarımızdan bir tanesinin damarı ile ilgili ciddi bir sorunu var” diyerek beni acilen Azerbaycan’a çağırdılar. Özel jetle Azerbaycan’a gittik. Hasta 1.50-55 boylarında; göbekli, tıknaz bir adamdı. Karnı şişmişti, bacakları mosmor olmuştu, nabzı ve tansiyonu alınamıyordu. Bütün yakınlarını bir odaya çağırarak durumunun kritik olduğunu söyledim. Hastanın durumu umduğumdan daha kötüydü ancak üç saat gibi bir sürede çok zor ama başarılı bir operasyon yaptım. Sonra bizi Bakü’deki bir otele götürdüler.  Gece restoranı açıp şerefimize bir yemek verdiler. Bundan 6 ay sonra 9 Eylül Üniversitesi’nden bir genel cerrahi uzmanı hocamız beni aradı. “Oğlum ben Bakü’den arıyorum, burada herkes seni konuşuyor.” dedi. Ben ameliyatı yapıp gece gittikten sonra bütün gazete ve televizyonlar “Esrarengiz Türk” başlığı ile beni haber yapmışlar. Sonra Sabah gazetesinden bir muhabir geldi. O zaman Türkiye’ye büyük bir hizmette bulunduğumu öğrendim. Azerbaycan devleti o dönem yabancı işçilere ek vergi getirmiş. Bu ameliyatın hatırına Türkleri bu vergiden muaf tutmuşlar. Türk iş adamlarına o dönem 80 milyon dolara yakın katkımız olmuş. Bunun üzerine Sabah gazetesi “Tek neşterle 80 milyon dolar” diye manşet attı.

“LOKAL ANESTEZİ VE HİBRİT YÖNTEMLERLE HASTANIN YAŞI KAÇ OLURSA OLSUN VE DAMARININ TIKANIKLIK SEVİYESİ NE OLURSA OLSUN MÜDAHALE VE BAŞARI ŞANSI DOĞUYOR”
Minimal İnvaziv Damar Cerrahisi’nin ve Hibrit yöntemlerin avantajları nelerdir?
Minimal İnvaziv Damar Cerrahisi; hastayı, hastanın kalbini, böbreğini, akciğerini en az yoran yöntemdir. Küçük kesi ve lokal anestezi ile damarı temizliyoruz, hastanın şuurunu an be an canlı yayın gibi takip edebildiğimiz için ameliyatın başarılı olup olmadığını daha ameliyat esnasında anlayabiliyoruz.
Hibrit yöntemler ise hem açık cerrahi hem de kapalı teknikleri aynı anda kullanma imkanı sunuyor bize. Bu işlemleri de hastaya ve hastanın genel durumuna göre lokal anestezi altında gerçekleştiriyoruz. Hibrit yöntemlerin en büyük avantajı açılamayan damarları gerek açık cerrahi gerekse anjiyo, robotlar, ilaç kaplı balonlar ve özel aletler aracılığı ile aynı anda kullanarak uygun hastalarda önemli ölçüde başarı sağlamamız. Bu yöntemleri yüzde 100 tıkalı şah damarında, şah damarına bağlı inme geçirmiş ve üzerinden 45 güne kadar geçmiş uygun hastalarda, Buerger hastalarında, Diyabetik ayak hastalarında, kangren vakalarında kullanarak uzuv kayıplarının ve şah damarı kaynaklı inmelerin önüne geçebiliyoruz. Yine Şah damarı tümörlerinde lokal anestezi ile ameliyatları ilk başlatan ekip biziz. Bunların dışında anevrizmalar ve her türlü damar ameliyatlarını başarı ile gerçekleştiriyoruz.

 “BURASI GEREK TECRÜBELİ EKİP GEREKSE TEKNİK DONANIM BAKIMINDAN TAM TEÇHİZATLI BİR MERKEZE EŞDEĞER.”
Muayenehane açma gereğini neden duydunuz?
26 yıllık birikimimi ve arkasından getirdiği tecrübelerimi bir marka haline getirmek amacıyla bu muayenehanede topladım. Burası gerek tecrübeli ekip gerekse teknik donanım bakımında tam teçhizatlı bir merkeze eşdeğer.
İstanbul’un Beylikdüzü bölgesinde bize ihtiyacı olan çok fazla insan var. Gidebilecekleri, güvenilir, nezih bir yer açmak istedik. Ekip olarak da çok tecrübeliyiz. Ekibimdeki insanlar yıllardır benimle çalışıyor. Girdiğimiz ameliyat ve işlemlerde belli standartlarımız var. Bizim hastalarımız tabir-i caizse çocuk gibidir. Onlara son derece itina göstermek zorundayız. Yeri geldiğinde 80-90 yaşında insanlara müdahale ediyoruz. Bu insanların bakımı genç bir hastanın bakımı ile aynı değil. Tedavi planlamaları ve takipleri çok farklı. Ameliyatta dikkat edilmesi gereken kurallar da çok farklı. Merkezimin bize sağladığı en önemli avantaj istediğimiz her hastanede ameliyat yapabiliyor olmamız. Ekibime çok güveniyorum, bütün başarıları onların yardımıyla elde ettim.

Teknik donanımızda neler var?
Tanı ve tedavi çok önemli. Biz Japonya’dan getirdiğimiz özel bir ultrason ile bütün damar hastalıklarının tanısını burada koyabileceğiz. Özel vasküler ve kardiyak explorer denen teknolojiyle hem bacak damarınızın hem kalbinizin üç boyutlu indeksini ölçüyoruz. Bu ölçümler sayesinde kişilere damar yaşlarını söylüyoruz. Bu da çok yeni bir teknoloji. Fransa’dan yeni bir lazer cihazı getiriyoruz. Oldukça gelişmiş bir cihaz, kılcal varisleri kolaylıkla tedavi edebiliyor. Çok başarılı ve ağrısız bir yöntem. En yeni teknikleri ve etkili tedavi yöntemlerini yakından takip ettiğimiz gibi, aynı zamanda da kendi tekniklerimizi geliştirmeye devam edeceğiz. Yapacağımız yatırımlarla Amerika ve Avrupa ile yarışır hale geleceğiz.
 

Yusuf Kalko