Melda Şengil : “Hayal Gücünüzü Sınırlandırmayın, Her Zaman Daha Fazlasını Bulabilirsiniz”

Mel Home &Mel Interıors Markasının Kurucusu, Başarılı Mimar Ve İş Kadını Melda Şengil, Başarı Sırlarını Ve Tasarım Anlayışını Klass’a Anlattı Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümünden mezun olduktan sonra meslek hayatına Türkiye’de adım atan, ardından Kanada’ya giderek burada dünyanın farklı ülkelerinden gelen insanlarla, onlarca farklı projede, global firmalarla çalışarak önemli bir tecrübe kazanan Melda Şengil, 10 yıllık kurumsal geçmişinin verdiği özgüven ve cesaretle kendi markası olan Mel Interiors’ı kurdu. Aynı zamanda mobilyaya da büyük bir tutku besleyen Melda Şengil, bu alanda da üretim ve tasarım yapan Mel Home firmasını da kurarak bir başarıya daha imza attı ve müşterilerine daha geniş bir yelpazede hizmet vermeye başladı. Bizi öne çıkaran konular iyi bir ekip, güncel ve modern tasarım dili, rahat konforlu ürünler ve en önemlisi tüm hizmetlerimizin ulaşılabilir olmasıdır.” diyen Melda Şengil ile sektöre nasıl adım attığını ve gelecek hedeflerini Fairmont Quasar İstanbul Hotel’in muhteşem atmosferinde Klass okurları için konuştuk.
Henüz ilkokuldayken anket defterlerine ilerde ne olmak istiyorsun sorusuna ‹mimar› yazmışım. Her şey inanmakla başlıyor. Küçük yaşta bile idealleri olan bir kızdım, hedeflerime ulaşmak için sağlam adımlarla basamakları çıkmayı tercih ettim. Kendi işimi kurmam 10 yılımı aldı. Eğitim ve öğretim hayatımı Ankara’da tamamladım. Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümünden 2006 yılında mezun olduktan sonra kısa süreli Türkiye’deki çalışma deneyiminin ardından Kanada’ya gittim. 6 sene boyunca dünyanın farklı ülkelerinden gelen insanlarla, onlarca değişik projede, global firmalarla çalıştım. Bu benim için büyük bir deneyim oldu. Büyük öğretilerin yanı sıra inanılmaz bir deneyim okyanusunun içine girdim. Hayallerime ulaşmak için önüme çıkan tüm engelleri yavaş yavaş geçtim. Başardıkça daha da güçleniyorsunuz. 10 yıllık kurumsal hayat tecrübesi sonunda kendi markam olan Mel Home & Mel Interiors›ı kurdum.
“EN BÜYÜK HEDEFİMİZ MOBİLYA SEKTÖRÜNDE YURT DIŞINA AÇILMAK”
Aynı zamanda mobilya sektörünün de güçlü temsilcilerindensiniz. Sektöre giriş hikayenizi de dinleyebilir miyiz?
Meslekte 19. yılım. İçmimarlığın yanı sıra mobilyaya her zaman tutkum vardı. Mel Home firmasını yaklaşık 5 yıl önce kurdum. Projelerimde kendi tasarladığım mobilyaları görmek paha biçilemez. Bunun yanı sıra perakende olarak da hizmet veriyoruz. Emirgan sahilde showroomumuz ve mimarlık ofisimiz var. Ankara Siteler’de 3.000 m2’lik üretim ve tasarım showroomumuz da mevcut. Şu anda hedefimiz Skyland’a mağaza açmak. Çok yakında orada da olacağız. En büyük hedefimiz de bundan sonra mobilya sektöründe yurt dışına açılmak olacaktır.
İç mimarlıkta teknolojinin de yardımıyla her geçen gün yenilikler oluyor. Siz bu yeniliklere nasıl ayak uyduruyorsunuz?
Yaklaşık 5 yıl önce Tokyo Üniversitesi’ni ziyaret etmiştim. Gelecekte inşaat, mimari ve teknolojinin nerelere gidebileceğine orada tanıklık ettim. Şu anda biz de üretim tarafında son teknoloji ekipmanlar kullanıyoruz. Örneğin sandalye yapımında hiç insana ihtiyaç duymadan 6-7 eksenli CNC makineleriyle üretim yapıyoruz.
Peki hangi tarzda çalışmayı seviyorsunuz? Tasarımlarınızı yaparken müşterilerinizle iletişiminiz nasıl oluyor?
“Less is more.” yani “az çoktur,” felsefi yönden minimalizmi açıklayan bir söz olarak ortaya çıkar. Kişisel tarzım modern, minimalist ve fonksiyonel mekanlar yaratmak üzerinedir. Tasarımlarımızı yaparken müşterilerimizden aldığımız geri bildirimleri sentezleyerek, bilgi birikimimizi kullanarak fonksiyonel mekanlar yaratıyoruz. Şu anda çok modern bir doktor kliniği yaparken eş zamanlı olarak çok şık ve şaşalı bir villa da yapıyoruz. Bu bağlamda öncelikle müşterilerinin ne istediğini çok iyi anlayıp ona göre bir tasarım şeması çıkartmak gerekiyor. Her zaman kendi kişisel tasarım zevkiniz müşterilerinizle örtüşmeyebilir.
“PROJELERİMİZDE ATIK YÖNETİMİ VE SU TASARRUFU GİBİ KONULARI ÖNEMSİYORUZ”
Son dönemde her alanda olduğu gibi mimaride de sürdürülebilirlik ön planda. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz ve neler yapıyorsunuz?
Kanada’da çalışırken yaklaşık 17 yıl önce “Leed Certification” diye bir kavram öğrenmiştik. Leed Certification binaları, iç mekanları; kent ölçeğinde çevreye duyarlı tasarım, uygulama ve işletme standartlarını geliştiren ve yayan bir uygulamadır. Sürdürülebilir alanlar Türkiye’de daha yeni yeni öncelik kazanmışken aslında Batı çok zaman önce bu işi çözüp uygunluğu olmayan binaların sertifikalarını bile elinden almıştır. Türkiye’de yaklaşık 428 adet yeşil bina bulunuyor. Bu sayının çoğalmasını ümit ediyorum. Bugün biz projelerimizde enerji verimliliğini ve yenilebilir enerjiyi, atık yönetimi ve su tasarrufu gibi konuları önemsiyoruz.
Mobilya markanızı sektörde öne çıkaran nedir? Ham madde konusunda nasıl tercihler yapıyorsunuz?
Mobilya markamı kurmam tam da pandemi dönemine denk geldi. Pandemi birçok sektörü kötü yönde etkilerken biz oturduğumuz yerden birçok insanın evine ürünlerimizle misafir olduk. Herkes evinde normalde olduğundan daha fazla vakit geçirince evdeki eksiklerini fark etmiş oldu ve bu belki de bu durum en çok bizim sektörü iyi yönde etkiledi. İnsanlar düğün yapamadı ama evlerine mobilya aldı ya da yeni yerlere taşındı. Evlerinin eksiklerini tamamladı. Çok gezdim, çok gördüm. Farklı ülkeler, şehirler… Mimari dokuları, iç mekân tasarımları, teknolojik çözümleri… Hayal gücünüzü sınırlandırmamak adına her zaman daha fazlası olduğunu bilmelisiniz. Her sene mutlaka farklı bir ülkeye giderim. Dünyanın farklı yerlerindeki tasarım mobilya fuarlarını gezerim. Hepsinden önce ticaretle uğraşan bir aileden geliyorum. İstediğiniz kadar başarılı bir tasarımcı, mimar ya da içmimar olun. Kendi işinizi iyi sunamıyorsanız başarılı olma şansınız maalesef yok. Bu bağlamda her zaman iyi bir ekibiniz olmalı. Dolasıyla bizi öne çıkaran konular iyi bir ekip, güncel ve modern tasarım dili, rahat konforlu ürünler ve en önemlisi tüm ürünlerimizin ulaşılabilir olmasıdır. Ham madde konusuna gelirsek her zaman doğal malzeme kullanmayı tercih ederiz. Kullanılan malzemenin geri dönüştürebilir özelliği de bizim öncelik sıramızdadır.
Son olarak hedefleriniz nelerdir? Hem içmimarlık markanızla hem de mobilya markanızla neleri hedefliyorsunuz?
Hedefimiz bir Türk markasını yurt dışında hakkıyla temsil etmektir. Önceliğimiz Türkiye genelinde şubeleşme ve sonrasında Dubai, Miami, Los Angeles, Londra, Paris, Toronto vb. şehirlerde mağaza açmaktır.