Tunç Berge : “Uluslararası Kalite Belgesiyle Güven Tazeledik” “Bergedent, Türkiye’nin İlk Temos Akreditasyonlu Multidisipliner Diş Kliniği Oldu”

Tunç Berge : “Uluslararası Kalite Belgesiyle Güven Tazeledik” “Bergedent,  Türkiye’nin İlk Temos Akreditasyonlu Multidisipliner Diş Kliniği Oldu” Tunç Berge : “Uluslararası Kalite Belgesiyle Güven Tazeledik” “Bergedent, Türkiye’nin İlk Temos Akreditasyonlu Multidisipliner Diş Kliniği Oldu”

Bergedent Kurucusu Ünlü Diş Hekimi Tunç Berge, İmplant Uygulamalarında Kullanılan Fotogrametrik Ölçü Alma Tekniğini Klass’a Anlattı Dijital diş hekimliğinin öncülerinden biri olan Bergedent, uluslararası sağlık hizmetleri kalitesi denince akla gelen en prestijli belgelerden birisi olan TEMOS “Quality in Dental Care” akreditasyonunu alarak başarısını taçlandırdı. Bergedent, ayrıca en son teknolojilerle donatılmış altyapısına iki güçlü yenilik daha ekleyerek 3 boyutlu yazıcılarla aynı gün içinde seramik kuron üretimi ve implant uygulamalarında fotogrametrik ölçü alma tekniğini kullanmaya başladı. Diş hekimliği alanında bir devrim yaratan bu teknolojiyle üstün kalitesini bir kez daha kanıtlayan ve Türkiye’de bu belgeyi alan ilk multidisipliner dental klinik olma unvanını kazanan Bergedent’in kurucusu Tunç Berge ile tüm bu süreci ve başarılarının ardındaki vizyonu Klass okurları için konuştuk.  

Tunç Bey, TEMOS akreditasyonu sağlıkta kalite alanında oldukça saygın bir belge. Bu süreç sizin için nasıl başladı?
Aslında Bergedent’i kurarken hedefimiz sadece estetik ya da tedavi başarısı değil; uluslararası hasta güvenliği, etik hizmet anlayışı ve klinik yönetim kalitesi gibi daha geniş bir çerçevede hizmet sunmaktı. Bu hedef doğrultusunda, dünya çapında tanınan ve özellikle sağlık turizmi alanında referans kabul edilen “TEMOS” ile yollarımız kesişti. Yaklaşık bir yıl süren titiz bir hazırlık sürecinin ardından bu önemli akreditasyonu almaya hak kazandık.

“HASTANIN YAŞADIĞI TÜM DENEYİME BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ”
TEMOS denetim süreci oldukça kapsamlı. Sizin en büyük fark yaratan yönleriniz nelerdi?
Bergedent olarak sadece tedaviye değil, hastanın kliniğe ilk adımını attığı andan itibaren yaşadığı tüm deneyime önem veriyoruz. Bu süreçte güçlü yönlerimiz arasında dijital altyapımız, dinamik hasta takip sistemlerimiz, hasta iletişim süreçlerimiz, enfeksiyon kontrol protokollerimiz ve özellikle yabancı hasta yönetiminde uyguladığımız şeffaf ve güven odaklı yaklaşımımız öne çıktı. Aynı zamanda çalışanlarımızın eğitim düzeyi ve kurum içi kalite yönetim kültürümüz de bu başarıda belirleyici oldu.

“BU AKREDİTASYON ASLINDA HASTALARIMIZA VERDİĞİMİZ BİR SÖZÜN, BAĞIMSIZ BİR ULUSLARARASI KURULUŞ TARAFINDAN ONAYLANMASI ANLAMINA GELİYOR.”
Bu belge Bergedent’e ne kazandırdı, hastalar açısından ne ifade ediyor?
Bu akreditasyon aslında hastalarımıza verdiğimiz bir sözün, bağımsız bir uluslararası kuruluş tarafından onaylanması anlamına geliyor. Hem yerli hem yabancı hastalarımız için; tedavi kalitesi, etik değerler, şeffaflık, güvenlik ve memnuniyet gibi konularda en yüksek standartları sunduğumuzu gösteriyor. Ayrıca, sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren bir klinik olarak, uluslararası güvenilirlik ve prestijimizi artırdı.

TEMOS akreditasyonu gelecekte size neler kazandıracak?
TEMOS akreditasyonu bizim için bir son değil, yeni bir başlangıç. Kaliteyi sürdürülebilir hale getirmek, bu standartları yeni yapay zeka destekli dijital tekniklerle daha da ileri taşımak istiyoruz.

Tunç Bey, teknoloji odaklı yaklaşımınızla da dikkat çekiyorsunuz. Bunun nedeni nedir ve yakın zamanda hangi teknolojiler kliniğinize kazandırdınız?
Bergedent olarak kurulduğumuz ilk günden bu yana “geleceğin diş hekimliği” vizyonuyla hareket ediyoruz. Hastalarımıza sadece kaliteli değil, aynı zamanda hızlı, konforlu ve kusursuz sonuçlar sunmak için dijital teknolojilere sürekli yatırım yapıyoruz.
3 boyutlu yazıcılarla seramik kuron üretimi ve fotogrametriyle ölçü alma, bu vizyonun doğal bir parçası oldu.

3D yazıcılarla seramik kuron üretimi ne gibi avantajlar sağlıyor?
Bu teknoloji sayesinde, artık hastalarımıza aynı gün içinde son derece estetik ve dayanıklı seramik kuronlar sunabiliyoruz. Geleneksel yöntemlerde ölçü alımı, geçici diş, birkaç gün bekleme gibi aşamalar gerekiyordu. Oysa artık, dijital taramayla alınan veriler doğrudan CAD/CAM sistemlerine aktarılıyor ve 3 boyutlu yazıcıda üretim yapılıyor. Bu da hem zaman tasarrufu sağlıyor hem de estetik başarıyı maksimum düzeye taşıyor.

Fotogrametrik ölçü tekniği ise implant hastaları için mi kullanılıyor?
Evet, özellikle tam dişsiz hastalarda, implant üstü sabit protezlerde bu teknolojinin büyük fark yarattığını söyleyebilirim. Fotogrametrik ölçüm, özel kameralarla implantların konumunu üç boyutlu olarak milimetrik hassasiyetle kaydediyor. Bu sayede, geleneksel ölçü alımında yaşanabilecek hata payları ortadan kalkıyor. Tedavinin doğruluğu artarken, hastaların ikinci ya da üçüncü prova için kliniğe tekrar gelmesine gerek kalmıyor. Genellikle ilk seferde harika bir sonuç elde ediliyor.


“YURT DIŞINDAN GELEN HASTALAR İÇİN ZAMANIN NE KADAR KIYMETLİ OLDUĞUNU BİLİYORUZ”
Bu teknolojiler size ne kazandırdı, hastalar bu farkı nasıl hissediyor?
Hastalarımız sürecin hızına, konforuna ve sonuçların doğallığına hayran kalıyor. Özellikle yurt dışından gelen hastalar için zamanın ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Bu sistemler sayesinde artık bir haftalık süreçleri 1-2 güne kadar indirebiliyoruz. Aynı zamanda hekim açısından da kontrol edilebilirlik, tekrarlanabilirlik ve kalite standardizasyonu çok daha yüksek.


“BERGEDENT OLARAK HEDEFİMİZ SADECE TÜRKİYE’DE DEĞİL, AVRUPA VE ORTA DOĞU’DA DİJİTAL DİŞ HEKİMLİĞİNDE REFERANS BİR MERKEZ OLMAK.”
Son olarak dijitalleşme yolculuğunuzda sırada ne var?
Bergedent olarak hedefimiz sadece Türkiye’de değil, Avrupa ve Orta Doğu’da dijital diş hekimliğinde referans bir merkez olmak. Dijital laboratuvar altyapımızı daha da büyütmeyi ve yapay zeka destekli tanı sistemlerini entegre etmeyi planlıyoruz. Bu iki yeni teknoloji bu yolculuğun güçlü adımlarından sadece biri.