Aslı Demirilyas : “Hedefimiz Sadece Bir Marka Büyütmek Değil; Kültürel Mirasımızı Uluslararası Platformlarda Da Temsil Edebilmek”

Aslı Demirilyas :  “Hedefimiz Sadece Bir Marka Büyütmek Değil; Kültürel Mirasımızı Uluslararası Platformlarda Da Temsil Edebilmek” Aslı Demirilyas : “Hedefimiz Sadece Bir Marka Büyütmek Değil; Kültürel Mirasımızı Uluslararası Platformlarda Da Temsil Edebilmek”

Shaula Markasının Kurucu Ortağı Başarılı Mimar Aslı Demirilyas, Markasını Oluşturma Sürecini Klass’a Anlattı Çocukluk hayali olan mimarlık mesleğindeki başarısını tutkusu olan tasarıma da taşıyan ve kurduğu Shaula markasıyla geleneksel el sanatlarını kadın emeği ile güçlendiren Aslı Demirilyas, doğup büyüdüğü Kastamonu’yu en iyi şekilde temsil ediyor. İş hayatındaki başarısının yanı sıra Kastamonu’da kent konseyi kadın meclis başkanlığı, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Kastamonu Şubesi Yöneticiliği ve Slow food ile Yeryüzü pazarının yöneticiliğini sürdüren Aslı Demirilyas, STK’larda da aktif görevler üstleniyor. Özellikle kız çocuklarının eğitimleri ve iyi, temiz, adil tarım konularına önem veren Shaula markasının kurucusu Mimar Aslı Demirilyas ile girişimcilik hikayesini ve Shaula’nın geleceğini Klass okurları için konuştuk.  

Aslı Hanım siz hem bir mimar hem de bir girişimcisiniz. Öncelikle sizi yakından tanıyabilir miyiz?
1986 yılında Kastamonu’da doğdum. Çocukluğum ve gençliğim burada geçti. 2010 yılında Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun olduktan sonra memleketime dönerek çalışmaya başladım. Geleneklerine bağlı ama aynı zamanda yenilikçi bir bakış açısına sahip, üretmeyi ve sürekli gelişmeyi seven biri olduğumu söyleyebilirim.

“TASARIMA OLAN TUTKUMU FARKLI BİR ALANA TAŞIMAK İSTEYİNCE 2019 YILINDA SHAULA MARKASINI KURDUM”

Mimarlık geçmişinizle geleneksel el sanatlarını birleştirerek yarattığınız Shaula markasını kurma fikri nasıl doğdu?
Mimarlık benim çocukluk hayalimdi, tasarım ise her zaman en büyük tutkum oldu. Çocukluğumdan beri tasarım dergileri biriktirirdim. 2012 yılında Kastamonu’da kendi ofisimi açtım ve bölgede tek başına ofis kuran ilk kadın mimarlardan biri oldum. Bu benim için hem gurur verici hem de zorlu bir süreçti. Erkek egemen bir sektörde, kendi idealleri ve tasarım anlayışı olan bir kadın mimar olarak zaman zaman mesleki anlamda dezavantajlar yaşadım. Ancak bu süreç beni daha da güçlendirdi. Tasarıma olan tutkumu farklı bir alana taşımak isteyince 2019 yılında ortaklarımla Shaula markasını kurduk. Mimarlık bakış açımı geleneksel dokular ve el emeğiyle birleştirerek ev tekstili ve dekorasyon ürünleri üretmeye başladık. Shaula aslında kendi hikâyemi yeniden yazdığım çok özel bir marka oldu.

Ürün tasarım sürecinizde günlük yaşamınızın rolü nedir?
Günlük yaşamım tasarım sürecimin en önemli ilham kaynaklarından biri. Mimarlık geçmişim nedeniyle mekânlara, detaylara ve dokulara her zaman farklı bir gözle bakıyorum. Modern çizgiler ve zamansız formlar tasarımlarımın temelini oluştururken, kültürel mirası günümüze taşımayı da çok önemsiyorum. Bu yüzden bazı tasarımlarımda geçmişten gelen motifleri modern yorumlarla kullanıyorum.
Benim için tasarım sadece bir ürün değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı ve duygu oluşturmak. Shaula’daki her parçada hem sanatsal bakış açımı hem de girişimci ruhumu yansıttığıma inanıyorum.

Shaula’daki sürdürülebilir yaklaşım ve kültürel miras hikayesi, yaşam tarzınızda nasıl yer alıyor?
Sürdürülebilirlik ve kültürel mirası korumak benim için sadece markanın değil, yaşam tarzımın da bir parçası. Kültürel mirasımızda yer alan, tamamen el işçiliğiyle ve doğal malzemelerle üretilen ürünler; dayanıklılıkları ve uzun ömürlü yapılarıyla sürdürülebilirliği destekliyor. Bu yüzden geçmişten gelen motifleri modern tasarımlarla birleştirerek zamansız ve uzun yıllar kullanılabilecek ürünler üretmeye özen gösteriyoruz. Doğallık, sadelik ve hikâyesi olan tasarımlar hayatımda her zaman özel bir yere sahip.

“EL SANATLARI; SABIR, EMEK VE ZAMAN İSTEYEN BİR ÜRETİM SÜRECİNE SAHİP OLDUĞU İÇİN BİRÇOK KADIN EMEĞİYLE BİRLİKTE ŞEKİLLENİYOR”

Kadın ustalar ve kadın kooperatifleriyle iş birliği, markanın sosyal kimliğini nasıl şekillendiriyor?
Shaula aslında bir kadın dayanışmasının markaya dönüşmüş hali diyebilirim. Üretim sürecinde kadın ustalar, kadın kooperatifleri ve zaman zaman ev hanımlarının da yer aldığı kolektif bir çalışma yürütüyoruz. El sanatları; sabır, emek ve zaman isteyen bir üretim sürecine sahip olduğu için birçok kadın emeğiyle birlikte şekilleniyor. Bu süreçte kadın istihdamına katkı sağlamak ve kadınların üretimin içinde güçlenerek yer aldığını görmek bizim için en değerli motivasyonlardan biri.

Shaula’yı sadece Türkiye’de değil uluslararası platformlarda da görecek miyiz? Marka ile ilgili hedefleriniz neler?
Bugün dünyada ve ülkemizde sürdürülebilir tekstil konusunda çok önemli çalışmalar yapılıyor. Hızlı tüketimin çevresel ve ekonomik etkileri, markaları daha bilinçli üretim modellerine yönlendiriyor. Biz de Shaula’da sürdürülebilirlik ve sıfır atık yaklaşımını merkeze alan projeler için hazırlık sürecimizi sürdürüyoruz. Hedefimiz sadece bir marka büyütmek değil; kültürel mirasımızı, el emeğini ve kadın üretimini uluslararası platformlarda da temsil edebilmek. İlerleyen süreçte Shaula’yı global ölçekte görmek en büyük hayallerimizden biri.