Murat Aygen : “Okuyucularımın Kendilerine Dair Çok Ses Duyacaklarına Eminim”
Murat Aygen : “Okuyucularımın Kendilerine Dair Çok Ses Duyacaklarına Eminim”
Ünlü Oyuncu Murat Aygen, ‘Sesten Az Önce’ İsimli Yeni Kitabını Ve Yazarlığın Nasıl Bir Duygu Olduğunu Klass’a Anlattı Bu zamana kadar yer aldığı dizi projelerinde başarılı oyunculuğu ve karizmatik duruşuyla gönülleri fetheden ünlü oyuncu Murat Aygen, kurucusu olduğu Alaka Media bünyesinde hazırlayıp sunduğu ‘Murat Aygen ile Profesyoneller’ YouTube programıyla dijital dünyada da geniş bir kitleye ulaştı. Sanat alanındaki başarılarını son olarak edebiyat alanına da taşıyan Murat Aygen, yaşama ve duygulara dair düşüncelerini kaleme aldığı ‘Sesten Az Önce’ kitabını yayımladı. Yayımlanır yayımlanmaz oyuncunun hayranları ve kitapseverler tarafından büyük bir ilgi gören ‘Sesten Az Önce’, Murat Aygen’in hayat tecrübesinden yola çıkarak insanı insan yapan en derin hislere ışık tutuyor. Başarılı oyuncu Murat Aygen ile yeni kitabını ve yazarlık fikrinin nasıl doğduğunu Klass okurları için konuştuk.
Yazar olmak gibi bir isteğim yoktu. Fakat ben çocukluğumdan beri yazıyorum. Aklıma gelen şeyleri unutmamak için yazıyorum. Çok kitap okuduğum için bununla doğru orantılı da okuduğum kitapla ilgili notlar alırdım. Not aldığım ve hatırladığım şey ileride belki bir senaryo olarak, belki bir sahne projesi olarak hayatıma girer diye notlar alıyordum. Bunlar bazen kısa notlar bazen de uzun hikayelerdi. Sonra denemeler yazmaya başladım, sonra birtakım küçük oyunlar yaptım. Akrostiş misali harfler yazıp onlara hikâyeler uydururdum. Dolayısıyla böyle bir alışkanlığım zaten var. Destek Yayınları’nın sahibi Yelda Cumalıoğlu da bir akşam “Acil kitap yazman lazım.” diye bana mesaj attı. Ben de “Acil kitap yazılır mı?” dedim. Kitap yazmak başka bir şey, bağımsız hikayeler yazmak başka bir şey. Birkaç ay önce bir yayınevinden Alaka Media’ya bir editörü transfer ettik. Ardından onun yönlendirmesiyle kitabımı yazmaya başladık. Yazmak bir çeşit trans hali. Yazmaya başladığınızda kelimeler dökülmeye başlıyor. Sonradan okuduğumda da bazen ‘bunları ben mi yazdım’ diyorum. Belli bir süre geçtikten sonra da ‘evet, güzel yazmışım’ diyorsunuz.
Kitabı ne kadar sürede kaleme aldınız?
Kitabımı 55 sene artı 2 hafta da yazdım. 55 yıllık yaşam tecrübemi 2 hafta da kâğıda döktüm.
İnsanlar sizin kitabınızı okuduklarında orada neler bulacaklar?
Okuyuculara tavsiyem kitabımı yavaş ve sindirerek okumaları. Orada hayatın içerisindeki her şeye dair bakış açımı anlatmaya çalıştım. Bu bir nevi insanın kendisiyle yüzleşmesi gibi bir şey. Bu yüzden okuyucuların kendilerine dair çok ses duyacaklarına eminim. Biz insanlar olarak, ömrümüz boyunca bir sürü duygu ile karşılaşırız. Hepimiz zaman zaman psikolojik olarak zor evrelerden geçsek de bazı duygularımız hep aynıdır. Hepimiz hayatı aynı şekilde severiz. Bizi insan yapan ortak hislerimiz var. Bunun ne kadar basit ama bir o kadar da önemli olduğunu göstermeye çalıştım.
“KİTABA ADINI VEREN
‘SESTEN AZ ÖNCE’ DENEMESİ BENCE KİTABIMDAKİ EN CAN ALICI YER”
Kitabınızın sizce en can alıcı
bölümleri hangisi?
Kitaba adını veren ‘Sesten Az Önce’ denemesi bence kitabımdaki en can alıcı yer. ‘Sesten az önce’ diye isimlendirdiğim şey, kelimeler ağzımızdan çıkmadan önceki zaman. Yani aslında en özgür olduğumuz alan. Sesler ağzımızdan çıktıktan sonra başka bir hikâye başlıyor. O yüzden o bölüm çok çarpıcıdır benim için. ‘Aynanın sessizliği’ bölümü de öyledir. Burada ‘Aynaya kendimizi görmek için mi yoksa başka bir şey görmek için mi bakıyoruz?’ sorusunu soruyorum. Bu yüzden insanlara hep aynaya baktıklarında kaçıncı saniyeden sonra gözlerini kaçırdıklarını soruyorum. ‘Baba olmak’ kısmı da benim için özeldir. Baba olduğunuzda omuzunda koca bir dünya taşıyorsunuz. Taşıdığınız bu yükü evladınıza bir yandan hissettirmemeye çalışırken bir yandan onun da bir gün bu yükü omuzlanacağını hissettirmeye çalışıyorsunuz. Bu çok farklı bir his. Hikayemde de onu anlatıyorum. Baba olmak rüzgâra karşı kollarınızı açıp bir yandan da rüzgârın biraz içeri girmesine izin vermek gibi.
Hayatın birçok alanında başarılı olmuş bir isimsiniz. Yazarlık diğer uğraş alanlarınıza kıyasla size nasıl hissettiriyor?
Bana göre yazarlığın en zor tarafı imza günlerinde kitap imzalamak. Kitap kendinize ait bir ürün. Basılıp yayımlandığında artık kontrolünüzden çıkıyor. Dizi oyunculuğunda ise bir karakteri üzerinize giyiyorsunuz. Kitapta ise size ait düşünceler kurgulanıp çok hızlı bir şekilde insanlara dağıtıyor. Bu zamana kadar yaptığım işlerin hepsinin kendine göre sevimli ya da sevimsiz tarafları var. Ancak kitap yazmak çok farklı bir his.
‘PARMAKLARIM DÜŞÜNCELERİME YETİŞEMEDİĞİ İÇİN KISA KISA DENEMELER YAZDIM’
‘Sesten Az Önce’ kitabımdan sonra ikinci kitabımın yazım aşamasını da tamamladım. Devamı da gelecek. Ben hızlı düşünen ve bu düşüncelerini kâğıda da hızlı bir şekilde aktarabilen bir insanım. İkinci kitabımın yazım süreci de böyle gelişti. Günümüzde teknoloji sayesinde aklınızdan geçenleri not almak ve sonra bunların üzerinde çalışmak çok daha kolay hale geldi. Parmaklarım düşüncelerime yetişemediği için kısa kısa denemeler yazdım. Kitabımın bütünü de bu denemelerden oluşuyor. Edebiyatçı bir arkadaşım bunların her birinden ayrı bir kitap yazılır dedi. Bunu duymak benim için güzel bir his oldu.