Muhittin Aslantürk : “Fark Yaratmak Adına Her Zaman ‘İlk Olmak’ İsterim. İlk Olduğunuzda Hem Pazarı Şekillendiriyorsunuz Hem De En İyi Lokasyonları Alıyorsunuz”
Ünlü İş İnsanı Karizma Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muhittin Aslantürk, Kendisini İş Hayatında Başarıya Ulaştıran Stratejileri Klass’a Anlattı Guess, Brooks Brothers, Sarar, Lufian, Mavi, İpekyol, Twist, Kip, Ted Baker, Vans, TheNorth Face, Superstep, Versace Jeans Couture, Just Cavalli, Kom, Nocturne, Timberland, Skechers, Converse, Napapıjri, New Balance, Puma, Yatsan gibi moda sektörüne yön veren dünyaca ünlü markaların perakende işletmeciliğini yapan Karizma Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muhittin Aslantürk, yönettiği 21 marka ve 54 mağaza ile Türk perakende sektörünün devi konumunda yer alıyor. Yalnızca inandığı ve güvendiği markalarla yola çıkan başarılı iş insanı Muhittin Aslantürk, girişimcilik alanındaki tecrübesi ve ticari vizyonu ile önemli dünya markalarını Türk AVM’lerine getiren ender iş insanları arasında yer alıyor. Perakende alanındaki yatırımlarının dışında gayrimenkul projeleri de geliştiren ve adrenalin yüklü sporlara olan tutkusu ile de tanınan Muhittin Aslantürk ile marka portföyünü, mağazacılık serüveninin nasıl başladığını, İstinye Park’taki Brooks Brothers projesini ve hobilerini Klass okurları için konuştuk.
Muhittin Bey, perakende sektöründe Türkiye’nin devlerinden biri olarak görülüyorsunuz. Farklı markalar ile tam 54 mağazanız var. Bu mağazalardan ve markalarınızdan bahsedebilir misiniz?
Karizma Grup bünyesinde, 21 farklı markayı bünyesinde bulunduran, sözleşmeleriyle birlikte toplamda 54 mağazamız var. Guess, en büyük operasyonlarımızdan biri ve bizim için çok önemli bir marka. Bunun dışında Guess, Brooks Brothers, Sarar, Lufian, Mavi, İpekyol, Twist, Kip, Ted Baker, Vans, TheNorth Face, Superstep, Versace Jeans Couture, Just Cavalli, Kom, Nocturne, Timberland, Skechers, Converse, Napapıjri, New Balance, Puma, Yatsan gibi markalarımız var. Yatsan, Türkiye’nin yatak sektöründeki en güçlü ve en kaliteli markalarından biri. Bunun yanında Türkiye’ye ünlü bir italyan markasını getirmek üzereyiz. Şu anda görüşme sürecindeyiz. Bu markanın Türkiye temsilciliği, üretim ve toptan haklarını almayı hedefliyoruz. Ayrıca perakendenin dışında inşaat tarafında da yatırımlarımız var. Şile Yeniköy’de Ege Yapı ile birlikte yürüttüğümüz bir projemiz bulunuyor. 128 bağımsız bölümden oluşan bir site, bir otel ve otele bağlı on iki villa projesi geliştiriyoruz. Bu yıl başladık, satış ofisini ve bir adayı bitirmek üzereyiz. Ekonomik şartlar el verirse hedefimiz 2026 Eylül’de satışa çıkmak. Ağabeyim Yakup Aslantürk ile birlikte bu yolda başarılı bir şekilde ilerlemek istiyoruz.
“MONOBRAND MAĞAZACILIĞI İLE BİRÇOK MARKAYI EN İYİ ŞEKİLDE TEMSİL EDİYORUZ”
Tekstil ve perakende sektöründe çok etkin bir durumdasınız. Bu işe olan aşkınız ne zaman başladı?
Aslında tamamen mağazacılığın içinden geldim. Ticari hayatıma 1990 yılında mağaza çalışanı, yani aslında çırak olarak başladım. Sektörün her kademesinde bulunarak mağaza yöneticiliğine kadar ilerledim. 1998 yılında Taksim’de Türkiye’nin ilk Sarar bayiliğini açtık. Sonrasında şu anda bünyemizde olan markaların ilk mağazalarını açtık. Bugün geldiğimiz noktada, bizim yaptığımız ölçekte ve çeşitlilikte perakende yapan çok az yapı var. Hatta dünyada da nadir örneklerden biriyiz diyebilirim. Kendi içimizde bir “shop-in-shop” sistemi oluşturduk. Monobrand mağazacılığı ile dünyaca ünlü markaları en iyi şekilde temsil ediyoruz. Versace Türkiye, Just Cavalli, Vans ve The North Face gibi markalar da portföyümüzde yer alıyor.
Markaların ilk mağazasını açma vizyonunuz nasıl oluştu?
Fark yaratmak adına ‘ilk olmak’ istiyoruz. Çünkü ilk olduğunuzda hem pazarı şekillendiriyorsunuz hem de en iyi lokasyonları alıyorsunuz. Sonradan genelde daha zor lokasyonlar size kalıyor. Sarar’ın en büyük bayisiyiz. Aynı şekilde Brooks Brothers’ın da en büyük bayisiyiz. Guess’te şu an on dört mağazalık bir yapımız var. Brooks Brothers’ta ise beş mağazamız bulunuyor. Bugün Türkiye’de dünya markalarını alışveriş merkezlerine getiren girişimci sayısı çok az. O markaları biz getiriyoruz.
“BROOKS BROTHERS MAĞAZAMIZ İSTİNYE PARK LOKASYONU İLE ÇOK İYİ ÖRTÜŞTÜ”
Peki, bu gücünüz nereden geliyor?
Aslında işin mutfağından gelmemizden kaynaklanıyor. Sahayı biliyor, dünya penceresinden bakıyoruz. Yurt dışını takip ediyoruz. Modanın nereye gittiğini daha erken okuyabiliyoruz.
Hangi markalar sizin için daha özel?
Ayrım yapmak doğru olmaz ama elbette Guess, Brooks Brothers, The North Face ve Sarar bizim için çok değerli markalar. Zor zamanlarda yanımızda olan markalara biz de aynı şekilde karşılık veriyoruz. Bizim için önemli olan, sadece iyi günde değil kötü günde de birlikte yürüyebilmek. Ticaret ahlakı da en çok önem verdiğimiz konulardan biri.
İstinye Park’taki Brooks Brothers mağazası özel bir proje. Bunu anlatır mısınız?
İstinye Park’a 19 yıl önce Sarar ile girmiştik. Oraya en başından beri inanıyorduk. Hala da inanıyoruz. Brooks Brothers mağazasını ise küçük bir alanda açmıştık. Markanın potansiyelini ve müşteri kitlesini gördükten sonra ciddi bir yatırım yaptık ve mağazayı iki katına çıkardık. Brooks Brothers mağazamız ve bu mağazadaki ürünlerin tarzı, İstinye Park lokasyonu ile çok iyi örtüştü.
Ürün seçiminde nasıl bir yöntem izliyorsunuz?
Ürünleri markalar belirliyor. Biz daha çok yönetim tarafındayız. Ekibimizi motive ediyoruz. Satışa göre hızlı aksiyon alıyoruz ve iyi giden ürün ve koleksiyonların devamını getiriyoruz. Bazı markalarımızda koleksiyon seçimimizde günlerce sipariş süreçlerini hiç sıkılmadan keyifle bizzat ilgilenerek takip ediyorum.
“İNANMADIĞIM BİR MARKAYI SIRF TİCARİ KAZANÇ İÇİN ALMAM”
Marka seçiminde neye dikkat ediyorsunuz?
Ben, inanmadığım ve güvenmediğim bir markanın bayiliğini almıyorum. O ürünü öncelikle benim de gönül rahatlığı ile kullanmam gerekir. İnanmadığım bir markayı sırf ticari kazanç için almam. Ayrıca her markayla en baştan zorlayıcı şartları, en kötü senaryoları konuşuruz. Çünkü kriz zamanlarında birlikte devam edip edemeyeceğimizi görmek isteriz. Sonuçtan mutlu olursak da yolumuza devam ederiz. Bugün Sarar ile 27. yılımıza girdik. Bütün markalarımızla ilk gün konuştuğumuz şartlarda yolumuza devam ediyoruz.
Perakende stratejinizin temelinde ne var?
Aslında hedef sadece para kazanmak değil. Bizim için mağazaların sürdürülebilir olması önemli. Kadın, erkek, çocuk, spor, klasik, ekonomik ve premium segmentlerde geniş bir yapı kurduk. Bir anlamda riskleri dağıtıyoruz. Ayrı ayrı ürünlerle yediden yetmişe herkese hitap ediyoruz.
“KOŞU, AĞIRLIK ANTRENMANI, BİSİKLET, SÖRF VE DAĞCILIK GİBİ BİRÇOK SPORU YAPIYORUM. AĞRI DAĞI, KİLİMANJARO VE ERCİYES’E TIRMANDIM”
Siz aynı zamanda hayatı seven bir insansınız. İşten arta kalan zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Hobileriniz nelerdir?
Sosyal aktiviteler olmazsa bu iş yürümüyor. Kendinizi bir şekilde yenilemeniz gerekiyor. Sporla deşarj oluyorum. Bu sayede işte daha verimli hale geliyorum. Sadece işte kaldığınızda belli bir süre sonra kendinizi yenileyemiyorsunuz. Koşu, ağırlık antrenmanı, bisiklet, sörf ve dağcılık gibi birçok sporu yapıyorum. İki yıl önce Şile-Ağva arası 40 km koştum. Ağrı Dağı, Kilimanjaro ve Erciyes’e tırmandım. Protein ağırlıklı beslenmeye özen gösteriyorum. Bu şekilde hem ruhen hem bedenen iyi hissediyorum. Motor sporlarıyla da uğraşıyorum. Bunlar adrenalin ihtiyacıyla ilgili. Çok çeşitli olmasa da kaliteli ve sağlıklı yemeği seviyorum. Benim için önemli olan yemeğin pahalı olması değil, özenle ve sevgiyle pişirilmiş olması. Böyle olduğuna inandığım restoranlara gidiyorum.
“ÇOCUKLUKTAN BERİ HAYVANLARI ÇOK SEVİYORUM”
Şile’de hayvanların yaşadığı bir çiftliğiniz ve hayvanat bahçenizin olduğunuzu biliyorum. Bu çiftlikten de bahsedebilir misiniz? Çiftliğinizde hayvanat bahçesi kurma fikri nasıl oluştu?
Şile’de 18 dönüm arazide, izinli ve Milli Parklar’dan ruhsatlı bir hayvanat bahçem var. Orada Mandarin ördeğimizden tavus kuşlarına ve kuğulara kadar her türlü hayvanımız yaşıyor. Türleri dünyada tükenmek üzere olan hayvanlarımız var. Çocukluktan beri hayvanları çok seviyorum. Eskiden küçük bir yer olan çiftliğimizi zamanla büyüttük ve yasal hale getirdik. İçinde farklı türlerde kuşlar ve hayvanlara bakıyoruz. Hergün onlarla olmak, hayvanlarımla ilgilenmek bana hayat enerjisi veriyor ve dünyaya daha güzel bakmama sebep oluyor…