Meri Kohen : “Meri Lou New York Ve İstanbul Arasında Doğan İki Kültürün Bir Yansıması”
Meri Kohen : “Meri Lou New York Ve İstanbul Arasında Doğan İki Kültürün Bir Yansıması”
Meri Lou Jewelry Kurucusu Meri Kohen, Meri Lou Markasını Klass’a Anlattı Meri Lou Jewelry’nin kurucusu Meri Kohen, New York ile İstanbul arasında şekillenen markasının yaratım sürecini, kişisel yolculuğu ve tasarım felsefesi üzerinden anlatıyor. “Self Lou” yaklaşımıyla mücevheri bir aksesuarın ötesine taşıyan Kohen, her parçayı kadının kendini keşfetmesine ve kendi hikâyesini sahiplenmesine aracılık eden bir hatırlatıcı olarak tanımlıyor. Tekstilden mücevhere uzanan yolculuğunda, duyguları daha kalıcı bir ifade biçimine dönüştürme arzusunun belirleyici olduğunu vurgulayan tasarımcı; sade ama güçlü bir duruşu temsil eden “quiet luxury” anlayışını, zamansız ve sofistike tasarımlarla buluşturuyor. Koleksiyonlarında doğadan, renklerden ve kadınların içsel gücünden ilham alan Meri Lou Jewelry, her tasarımıyla “Ne istiyorsun?” sorusunu hatırlatarak, bireyin kendi yönünü bulmasına eşlik etmeyi amaçlıyor. Meri Lou Jewelry’nin kurucusu Meri Kohen ile markasının kuruluş hikayesini, tasarım ve sürdürülebilirlik ile etik üretim anlayışını Klass okurları için konuştuk.
Kendimi bildim bileli yaratmak hayatımın merkezinde; Zara, H&M ve Topshop gibi global markalarla geçen yılların ardından, son 6 yıldır kendi markam Meri Lou Jewelry’yi yönetiyorum. Meri Lou, New York ve İstanbul arasında doğan; iki kültürün ve benim kişisel yolculuğumun bir yansıması. Markanın merkezinde “Self Lou” felsefesi yer alıyor: kendini keşfetmek, dönüşmek ve kendi hikâyeni sahiplenmek. Tekstilden mücevhere geçişim, duygularımı daha kalıcı ve güçlü bir biçimde ifade etme arayışından doğdu. İlk tasarımlarımı kendim için yaptım; gördüğü ilgiyle bu süreç doğal olarak bir markaya dönüştü.
“Self Lou” felsefesi neyi ifade ediyor
ve tasarımlara nasıl yansıyor?
“Self Lou”, kişinin kim olduğunu hatırlaması ve kim olmak istediğine doğru ilerlemesiyle ilgili. Meri Lou’da mücevher bir aksesuar değil; bir hatırlatıcıdır. Kadına her gün “Ne istiyorum?” sorusunu sorar ve onu kendi yönüne taşır. Renkler bu dilin önemli bir parçası. Her renk bir niyet taşır. Bordo ve kahverengi gücü ve kararlılığı, sarı ve mor görünürlüğü ve etkiyi temsil eder. Her parça, bir seçimdir. Bu yaklaşım; anlam yüklü formlar, semboller ve duygusal bir anlatım diliyle tasarımlara yansır. Cactus’un dayanıklılığı, Lettery Lou’nun enerjisi ve Denim koleksiyonunun dengeli gücü, Self Lou’nun farklı ifadeleridir.
‘BENİM İÇİN GERÇEK LÜKS; BAĞIRMAYAN, KENDİNİ
İSPAT ETMEYE ÇALIŞMAYAN
AMA VARLIĞIYLA HİSSEDİLEN BİR DURUŞ’
“Quiet luxury” anlayışını takılarınızda
nasıl uyguluyorsunuz?
Meri Lou, New York’un modern dinamizmi ile İstanbul’un köklü zanaat geleneğinin kesişiminde doğdu. Tasarım dilim bu iki dünyanın dengesinden besleniyor: çağdaş bir bakış ve ustalığa dayanan el işçiliği. “Quiet luxury” benim için görünürlük değil, his ile ilgili. Benim için gerçek lüks; bağırmayan, kendini ispat etmeye çalışmayan ama varlığıyla hissedilen bir duruş. Sofistike, zamansız ve kendinden emin. Bu yaklaşım; dengeli oranlar, güçlü ama sade formlar ve incelikli detaylarla kendini gösterir.
Doğal pırlanta ve altın kullanımı
markaya nasıl bir değer katıyor?
Meri Lou’da doğal pırlanta ve saf altın kullanımı bilinçli bir seçim. Çünkü mücevher, geçici bir obje değil; zamanla değer kazanan bir mirastır. Bu materyaller yalnızca fiziksel değer taşımaz, aynı zamanda hikâye biriktirir. Yıllar geçtikçe anlamı derinleşir. Bu yüzden hızlı tüketilen ürünler yerine, uzun yıllar yaşayacak parçalar tasarlıyoruz. El işçiliği, etik kaynak kullanımı ve kontrollü üretim bu yaklaşımın temelini oluşturur. Amacımız; bugün kadar yıllar sonra da aynı değeri taşıyan mücevherler yaratmak.
Koleksiyonların ilham kaynakları ve
vermek istediği mesaj nedir?
Cactus koleksiyonu, en zorlu koşullarda bile yaşamaya ve çiçek açmaya devam eden kaktüslerden ilham alıyor. Kadınları bu dayanıklılıkla özdeşleştiriyorum. Güçlü, uyum sağlayabilen ve üretken. Bu koleksiyon, kadına kendi gücünü hatırlatır. Lettery Lou ise renklerin enerjisinden doğuyor. Her parça, kişinin olmak istediği versiyona doğru bir hatırlatma. Günlük hayatta niyeti canlı tutan bir obje. Her iki koleksiyon da aynı soruya hizmet eder: Ne istiyorsun?
Sürdürülebilirlik ve etik üretim
markayı nasıl şekillendiriyor?
Sürdürülebilirlik ve etik üretim, Meri Lou’nun temelini oluşturur. Etik kaynaklı altın ve doğal pırlantalar, el işçiliği ve küçük ölçekli üretimle birleşir. Bu yaklaşım markayı hızlı tüketimden uzaklaştırır ve zamansız bir değer anlayışına taşır. Bu sadece bir üretim tercihi değil, bir duruştur.