Beyza Karaca Bozkurt : Köklerinden Aldığı İlhamı Çağdaş Tasarım Vizyonuyla Birleştirerek Özgün Bir Liderlik Modeli Ortaya Koydu
1973 yılında İstanbul Süleymaniye’de küçük bir cam atölyesinde başlayan ve bugün global ölçekte faaliyet gösteren güçlü bir markaya dönüşen Karaca ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Beyza Karaca Bozkurt, köklerinden aldığı ilhamı çağdaş tasarım vizyonuyla birleştirerek özgün bir liderlik modeli ortaya koydu. Pera Bulvarı bünyesinde Yönetim Kurulu Temsilcisi ve Strateji Danışmanı olarak görev yapan Beyza Karaca Bozkurt, yalnızca iyi tasarım ürünleri sunmayı değil; rafine bir yaşam kültürü ve lüks hizmet anlayışını Türkiye ile buluşturmayı hedefleyen bir vizyonun taşıyıcısı olarak dergimizin “Pırlanta Kadınlar” özel konulu haber dosyasında ilham veren duruşu ve güçlü perspektifiyle yer aldı.
TASARIM, STRATEJİ VE TİCARETİN KESİŞİMİNDE YER ALAN KADINLARIN GÖRÜNÜRLÜĞÜNÜN ARTMASINI EN ÖNEMLİ ÖNCELİKLERİNDEN BİRİ OLARAK KONUMLANDIRDI
Beyza Karaca Bozkurt için marka temsilciliği yalnızca ticari bir faaliyet değil; kültürel bir köprü kurma süreci anlamı taşıyor. Liderliği otoriteden çok “yaratıcı alan açmak” olarak tanımlayan başarılı iş kadını, hiyerarşiden ziyade empati ve birlikte üretim kültürünün benimsendiği bir yapıdan yana. Bu anlayış, özellikle kadın liderlerin güçlü olduğu alanlara işaret ediyor. Tasarım, strateji ve ticaretin kesişiminde daha fazla kadının yer alması gerektiğine inanan Bozkurt, deneyimlerin paylaşıldığı, birbirine destek olan bir ekosistemin oluşmasını değerli buluyor. Karaca bünyesinde kadın istihdamının yüksek oranlarda olması da bu yaklaşımın kurumsal bir yansıması niteliğinde. Çalışanların yüzde 56’sının, yönetici pozisyonlarının ise yüzde 64’ünün kadınlardan oluşması; kadınların iş hayatına yeniden katılımını destekleyen projelerle birleştiğinde güçlü ve sürdürülebilir bir sosyal vizyon ortaya koyuyor. Ev ve yaşam kategorisinin kadınların güçlü olduğu bir alan olması, onun kariyer yolculuğunda önemli bir avantaj sağlasa da başarıyı yalnızca buna bağlamıyor. Tüm bu deneyimlerin merkezinde ise daha büyük bir hayal var. Beyza Karaca Bozkurt’un en büyük heyecanı, Karaca’nın yalnızca güçlü bir perakende markası değil; dünya tasarım literatüründe adı geçen, derslerde okutulan ve referans alınan bir marka haline gelmesi. Weimar Porzellan ya da Baci Milano gibi markalar tasarım kültürünün bir parçasıysa, Karaca’nın da Türk kültürünü, estetik mirasını ve inovasyon gücünü dünyaya taşıyan bir tasarım markası olarak konumlanması gerektiğine inanıyor. 2030 vizyonu doğrultusunda mutfak ve sofra kategorilerinde global ilk üç marka arasına girme hedefi, bu ideali somut bir stratejiye dönüştürüyor. Ancak onun için mesele yalnızca pazar payı değil; kültürel etki yaratmak. “Kendi hikâyemiz yalnızca ürün üretmek değil; paylaşılmaya değer anlara eşlik etmek” yaklaşımı, markaya yüklediği anlamı özetlerken; özellikle strateji, tasarım ve ticaret gibi karar mekanizmalarının merkezinde yer alan kadınların görünürlüğünün artmasını da en önemli önceliklerinden biri olarak konumlandırıyor.
Neden seçtik?
Köklerinden aldığı güç, uluslararası deneyimi, tasarım ve ticareti bir araya getiren stratejik zekâsı ve kadın liderliğine dair kapsayıcı yaklaşımıyla yalnızca bir markanın değil, bir kültürün de temsilcisi oldu.