Lokman Kanat : “Kongrelere Çok Ciddi Yatırımlarımız Var, Çok Fazla Doktor Gönderiyoruz”

Lokman Kanat : “Kongrelere Çok Ciddi Yatırımlarımız Var, Çok Fazla Doktor Gönderiyoruz” Lokman Kanat : “Kongrelere Çok Ciddi Yatırımlarımız Var, Çok Fazla Doktor Gönderiyoruz”

İntraline İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Kanat, Büyüme Stratejilerini Klass’a Anlattı Hızlı değişim gösteren sağlık sektörünün en güncel gelişmelerini takip eden, yeniliklere adapte olabilen ve bu değişim sürecini güçlenme ve büyüme enerjisine dönüştüren İntraline İlaç, Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Kanat liderliğinde sağlık alanında değer yaratmaya devam ediyor. Pazarlamasını yaptığı, ruhsatlandırma çalışmaları devam eden ürünlerine ek olarak ürün portföyünü genişletmek için dünya çapında araştırmalarına ve lisansörlerle yaptığı yeni ürün anlaşmalarına ve arayışına hız kesmeden devam ettiklerini belirten Lokman Kanat, dinamik, yaratıcı, takım ruhuna inanan, bireysel motivasyonu yüksek, yeniliğe ve gelişime açık, donanımlı çalışanları ile emin adımlarla ilerlediklerinin altını çiziyor. İntraline İlaç olarak; fizik tedavi, ortopedi grubu ve daha çok eklem sağlığına yönelik ilaçların satış ve pazarlamasını yaptıklarını belirten İntraline İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Kanat ile firma faaliyetlerini, farklarını ve gelecek projelerini Klass okurları için konuştuk.  

Lokman Bey, İntraline ilaç olarak başarıdan başarıya koşan bir firmasınız. Çok yoğun ve zorlu süreçlerden geçerek firmanızı sektörünün önemli oyuncularından biri haline getirdiniz. Okuyucularımız için öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
1973 Rize doğumluyum. 13 ve 17 yaşlarında iki oğlum var. 2000 yılında ilaç sektörüne mümessil olarak başladım. 6-7 yıllık bir mümessil geçmişim var. Sırasıyla Fako İlaçları, Abdi İbrahim ve Novartis… Novartis’te 5 yıl çalıştıktan sonra, dilediğim kariyer planlarım gerçekleşmeyince Sanofi Aventis'le devam ettim. Orada Dünya Birincilik ödülüm var. Kanarya Adalarında bu ödülü Türkiye'ye getirdim. Şu an Türkiye'de hiçbir mümessilin alamadığı bir ödül. Herkes Türkiye birincisidir ama tüm ülke birincilerinin toplandığı, 80 tane ülke birincisinin olduğu bir yerde ben ‘Dünya Birinci Ödülü’nü, ‘Dünyanın En İyi Mümessili Ödülü’nü Türkiye'ye getirdim. Bu başarıların sonrasında ve girişimcilik ruhumla birlikte kendi şirketimi 5 kişilik çalışma arkadaşlarımla kurdum.

‘TÜRKİYE’DE OLMAYAN ÖZEL ÜRÜNLERİ GETİRDİK’
İntraline İlaç Yönetim Kurulu Başkanı olarak şirketinizin misyonu ve değerleri hakkında bilgi verir misiniz?
İntraline İlaç olarak; fizik tedavi, ortopedi grubu ve daha çok eklem sağlığına yönelik ilaçların satış ve pazarlamasını yapıyoruz. İlk olarak FDA onaylı PRP kitlerini ve kök hücrelerinin çalışmalarını ilk biz getirdik Türkiye’ye. Kaliteli kök hücreleri ve biyoteknolojik ürünleri de aynı şekilde biz getirdik. Bunlar fizik tedavi, ortopedi ve kıkırdağın rejenerasyonunda kullanılan özel ürünlerdir. Aynı zamanda da yine eklem sağlığına yönelik vitaminlerimiz var ve birçok firmayla co-marketing çalışması yapıyoruz. Sanovel İlaç, Santa Farma İlaç, Berko İlaç ile çok ciddi co-marketing çalışmaları yürütüyoruz. Abdi İbrahim İlaç’la da yeni başlıyoruz. Terra İlaç, Haver İlaç ve Platin Kimya’nın geri ödemeli ilaçlarının satış ve pazarlamalarını yapıyoruz ve bunların şu an Türkiye'deki en iyi satış yapan ekiplerinden birini oluşturduk.

‘KONGRELERE ÇOK CİDDİ YATIRIMLARIMIZ VAR’
İlaç endüstrisindeki rekabetin yoğun olduğu bir ortamda, İntraline İlacı rakiplerinden ayıran özellikler nelerdir?
Ekibin özenle seçilmiş olması çok önemlidir. Özellikle belirtmek istiyorum ki benim mümessillikten gelme bir yapım var ve mümessillerin ne istediğini iyi biliyorum. O yüzden mümessiller, İntraline İlacı çok tercih ediyor. Mümessiller neyi tercih eder? En üst segment araçlara yani satış müdürlerinin bindiği araçlara biniyorlar ve mümessillere çok güzel bir prim sistemi uyguluyoruz. Mümessiller kendi satışlarının o bölgedeki kongre ve pazarlama bütçelerini kendileri yönettikleri için çok ciddi bir prim sistemleri oluyor. Hekimlerin istedikleri kongreleri çok rahatlıkla yapabiliyoruz ve Türkiye'de en fazla hekimi biz kongrelere gönderiyoruz. Öyle olunca da satış daha fazla oluyor, arkadaşlar kotalarını rahat tutturuyorlar ve bu kotaları tutunca da çok ciddi primler alıyorlar. Bu da bize başarıyı getiriyor. Diğer firmalardan ayıran en önemli özellik çok iyi bir prim sistemi olması, kazan kazan bir prim sistemini oluşturmamız ve mümessillerin istedikleri şartları uygun hale getirmemiz. Araç, imkanlar ve sosyal olanakları iyi hale getirmek. Bu da bizi diğer firmalardan ayıran ve başarıya getiren en önemli sebepler.

Lokman Bey, inovasyon ve AR-GE’ye verdiğiniz önemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Az önce de bahsettiğim gibi kuruluşumdan beri PRP, kök hücre gibi Türkiye'de olmayan özel ürünleri ilk başta getirdik ve onlarla büyüdük. Çok kaliteli eklem içi enjeksiyonları getirdik. Hastaların çok fayda sağlayacağı ve doktorların da çok memnun kalacağı ilaç gruplarını, İntraartiküler enjeksiyonları o dönemde getirdik. Mesela şu an Türkiye'de hiçbir yerde peptit üretimi yok. Bunun çalışmasını yapıyoruz ve peptitleri kendi kuracağımız 20 bin metre kapalı alanda, Tuzla'da Biyoteknoloji Vadisi'nde fabrikada üreteceğiz. Peptitler biliyorsunuz bir amino asit zinciri ve peptitlerle artık tedavi yapılıyor.

‘DAHA UYGUN FİYATLI, DAHA KALİTELİ ÜRÜNLERİ TÜRKİYE'DE ÜRETİRSEK HEM DEVLETİMİZ KAZANACAK HEM BİZ KAZANACAĞIZ’
Peki gelecekteki büyüme stratejileriniz nelerdir? Yeni pazarlama veya ürün stratejiniz değişecek mi?
Yurt dışından Türkiye'ye gelen ürünlerin Türkiye'de üretilip, devletin daha az SGK ödemesi ve devletimizin daha kar edeceği bir sistem içerisine girilmesi gerektiğini düşünüyorum.  Çünkü yurt dışından gelen ürünlerin ilaç firmalarına, yabancı firmalara daha fazla bir ödeme yapıyoruz. Daha uygun fiyatlı, daha kaliteli ürünleri Türkiye'de üretirsek hem devletimiz kazanacak hem biz kazanacağız. Mesela şu an yurt dışından bir insülin Türkiye'ye 500 liraya geliyorsa, biz bunu burada üretirsek 250 liraya mal edeceğiz ve devletimize 250 liradan fatura edeceğiz ve devletimizin 250 lirası cebinde kalacak. Türkiye'ye şu an yurt dışından gelen ve Türkiye'de olmayan ürünlerin, Türkiye'de yeni kuracağımız fabrikada üretim ve planlamasını yapıyoruz ve bununla ilgili 35 tane yürüyen ruhsat çalışmamız var. Şu anki projelerimiz bu şekilde devam etmekte. Fabrikamız bittiğinde ve ruhsatlarımız da alındığında hem devletimiz hem de İntraline İlaç çok fazla kazanacak.

Son olarak Klass okuyucularına ne söylemek istersiniz?
Hayat mottomu,Bir şey öğrenmediğim gün benim için kaybedilmiş bir gündür’ olarak belirledim. Ben her gün yeni bir şey öğrenmek isterim. Yani bugün acaba böyle eve gittim de bugün ne yaptım diye düşünürüm. Ben bugün yeni bir şey öğrendim mi? Kendimi geliştirmek için bir şey yaptım mı? Bunları hep sorarım kendime. Hep bir şey öğrenmeye çalışırım. Benim hep kendimi geliştirmeye yönelik, ileriye yönelik bir çalışma felsefem olmuştur. Ama her şeyden önemlisi benim çalışanlara verdiğim değerdir. Bu senede yüzde altmış üç gibi sektörün çok çok üstünde bir zam yaptım ve bayağı bir olay oldu. Bizi de eleştirdi diğer ilaç firmaları. Hani sektör ortalaması yüzde otuz beş kırk giderken siz niye bu kadar yüzde altmış üçlük bir zam yapıyorsunuz şeklinde. Elinden tuttuğum herkese yardımcı olan bir insanım. Elinden tuttuğum insanları bir yerlere getirip yukarılara çıkartmak isteyen biriyim. Ne kadar çok verirsen, hayır duası alırsan Allah sana on kat daha fazlasını verir düşüncesi ile hareket ederim.