Mustafa Tümtürk : “Cilt Sorunlarında Yeni Rota: Cildin Sadece Yüzeyine Değil Farklı Derinliklerine Müdahale Etmek”

Mustafa Tümtürk : “Cilt Sorunlarında Yeni Rota: Cildin Sadece Yüzeyine Değil Farklı Derinliklerine Müdahale Etmek” Mustafa Tümtürk : “Cilt Sorunlarında Yeni Rota: Cildin Sadece Yüzeyine Değil Farklı Derinliklerine Müdahale Etmek”

Cilt yaşlanması artık tek boyutlu bir sorun olarak ele alınmıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Tümtürk, bunu yıllar içindeki pratiğinde net biçimde gözlemlemiş biri. Ona göre modern dermatolojinin yeni rotası: cildin farklı katmanlarına, ihtiyaçlarına göre ayrı ayrı müdahale etmek. Bu rota doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Mustafa Tümtürk son yıllarda gelişen mezoterapi uygulamalarını ve faydalarını Klass okurları için anlattı.  

Son yıllarda mezoterapiye bakış açısı değişti mi? Hastaların beklentileri nasıl dönüştü?
Kesinlikle değişti. Artık hastaların masaya gelirken söyledikleri şey ‘biraz parlaklık istiyorum’ değil. İstiyorlar ki ciltleri gerçekten daha sıkı, daha canlı ve uzun vadede daha sağlıklı görünsün. Bu da bizi doğal olarak farklı bir tedavi felsefesine götürüyor: cildin sadece yüzeyine değil farklı derinliklerine müdahale etmek.

Katman mezoterapisi tam olarak
ne anlama geliyor?

Cildin asıl yapısal katmanı olan dermis; derin, orta ve yüzeyel olmak üzere üç ayrı bölüme ayrılır. Her birinin ihtiyacı farklı. Katman mezoterapisi, doğru içeriği doğru derinliğe ulaştırma prensibiyle çalışır. Bir ürün sıkılaştırma için kas fasyasına etki ederken, bir diğeri derin nemi restore eder, bir diğeri ise hücresel ışıltıyı destekler. Tek seansta tüm bu etkilerin tetiklenmesi hem hasta hem de hekim açısından çok daha verimli sonuçlar demek.

Bu yaklaşımda hangi aktif bileşenler
öne çıkıyor?

Birlikte kullandığımda en güçlü sinerjinin DMAE, PDRN ve hyalüronik asit kombinasyonundan geldiğini görüyorum. DMAE, asetilkolin yolu üzerinden mikro kas tonusunu destekleyerek o ‘likit lifting’ etkisini yaratıyor; özellikle çene hattı ve yanak bölgesinde toparlanma çok belirgin. PDRN yani somon DNA, hasarlı dokuyu tespit edip adeta yeniden inşa etmeye başlıyor bu onu vitaminler ya da asitlerden ayıran en temel özellik. Hyalüronik asit ise hem nemi derinlemesine hapsediyor hem de hücre arası ortamı besliyor. Üçü bir arada çalıştığında sonuç gerçekten çok katmanlı oluyor.

“HASSAS VEYA ROZASEA’LI CİLTLERDE DE GÜVENLE UYGULANABİLEN BİR PROTOKOL”

Hangi hasta profili için özellikle
önerilebilir?

Yüzünde dolgu ya da abartılı bir şekillendirme istemeyenler için mükemmel bir seçenek. Ciltlerinin daha taze, daha dinç görünmesini isteyenler; hormonal değişimlerin cildinde iz bırakmaya başladığını fark edenler; stres, sigara ya da güneşin yorgunluğunu taşıyan ciltler... Bunların hepsi bu yaklaşımdan güzel yanıtlar alıyor. Hassas veya rozasea’lı ciltlerde de güvenle uygulanabilen bir protokol bu, ki bu hiç de küçümsenecek bir avantaj değil.

Diğer estetik uygulamalarla kombine
ediliyor mu?

Evet ve sonuçlar tek başına kullanıma göre çok daha güçlü. Lazer, altın iğne radyofrekans veya enerji bazlı sistemlerle birleştiğinde iyileşme hızlanıyor, elde edilen sonucun kalıcılığı artıyor. Benim için ideal resim şu: cihaz tedavisi cildi uyarsın, katman mezoterapisi ise o uyarının sağladığı zeminde biyolojik yenilemeyi derinleştirsin. İkisi birbirini çok iyi tamamlıyor. Minimal invaziv uygulamaların geleceğinde biyolojik dengeyi destekleyen, çok katmanlı ve kişiselleştirilmiş protokollerin öne çıkacağından eminim. İdeal cilt yalnızca genç görünen değil; fonksiyonel olarak sağlıklı, dengeli ve güçlü bir cilttir.