Neslihan Batum : “Rakibim, Ne Bir İsim Ne De Bir Yüz… Rakibim, Geride Bırakmayı Seçtiğim Eski Hâllerim”
Neslihan Batum : “Rakibim, Ne Bir İsim Ne De Bir Yüz… Rakibim, Geride Bırakmayı Seçtiğim Eski Hâllerim”
Nest Invest Yönetim Kurulu Başkanı Neslihan Batum, Sosyal Yaşamındaki Tercihlerini Klass’a Anlattı İş dünyasındaki başarısı ile adını duyuran Neslihan Batum, liderlik vasfının yanı sıra mücadeleci ruhuyla da birçok kadına ilham olmuş bir isim. Batum ve Rize’ye uzanan kökleriyle Karadeniz’in doğasında ve kültüründe büyüyen, aileden gelen disiplin ve çalışkanlık ile başarıya ulaşan ünlü iş kadını, iş dünyasındaki güçlü duruşunun yanı sıra sosyal hayatındaki zarafetiyle de dikkat çekiyor. “Sessiz bir yarışın içindeyim. Rakibim ne bir isim ne de bir yüz… Rakibim, geride bırakmayı seçtiğim eski hâllerim. Hayatım, kendimi aşarak ilerlediğim uzun bir yolculuk. Başarıyı hiçbir zaman başkalarıyla kıyaslayarak tanımlamadım” diyerek başarı konusunda kendisiyle olan yarışını özetleyen ve Nest Invest vizyonunun arkasındaki isim olan Neslihan Batum ile sosyal hayatındaki tercihlerini ve moda anlayışını Klass okurları için konuştuk.
Dışarıdan bakıldığında zaman zaman mesafeli görünebilirim; oysa mütevazı, içten, sıcakkanlı ve esprili biriyim. Kıymet bilirim, vefaya önem veririm ve güven benim için en temel değerdir. Zarafeti ve disiplini hayatımın her alanında korumaya özen gösteririm. Karadenizliyim. Annem Rizeli, babam Arhavili; baba tarafımız Batum’dan gelmiştir. Laz kültüründe büyüdüm. Lazlık, Karadeniz’in bir parçası olmakla birlikte kendine özgü dili ve kültürü olan ayrı bir kimliktir. Lazcayı çok iyi konuşur ve anlarım. Köklerim, duruşumun en sağlam dayanağıdır.
“BENİM İÇİN ASIL MESELE, DÜN OLDUĞUM YERDEN BUGÜN BİR ADIM DAHA İLERİYE GİDEBİLMEK”
Başarı anlayışınız çerçevesinde baktığınızda, en büyük rakibiniz kim?
Sessiz bir yarışın içindeyim. Rakibim ne bir isim ne de bir yüz… Rakibim, geride bırakmayı seçtiğim eski hâllerim. Hayatım, kendimi aşarak ilerlediğim uzun bir yolculuk. Başarıyı hiçbir zaman başkalarıyla kıyaslayarak tanımlamadım. Benim için asıl mesele, dün olduğum yerden bugün bir adım daha ileriye gidebilmek. Her yeni hedef, kendi sınırlarımı yeniden tanımlamak demek. Yarışım her zaman içsel oldu.
Sosyal yaşamınızdaki duruşunuzla da beğeni topluyorsunuz. Zaman yönetiminizi nasıl sağlıyorsunuz?
Benim için zaman yönetimi aslında hayat yönetimidir. Önceliklerim net olduğu için neye “evet”, neye “hayır” diyeceğimi iyi bilirim. Her davete katılmak yerine, gerçekten değer kattığına inandığım ortamlarda bulunmayı tercih ederim. İş ve sosyal hayatım arasında keskin sınırlar koymam; denge kurarım. Enerjimi doğru yerde kullandığımda zaman zaten verimli ilerler.
“GÜZELLİK BAŞLI BAŞINA BİR AVANTAJ YA DA DEZAVANTAJ DEĞİLDİR; ONU NASIL TAŞIDIĞINIZ ÖNEMLİDİR”
Güzelliğinizin iş hayatında size avantaj mı yoksa dezavantaj mı sağladığını düşünüyorsunuz?
Güzellik başlı başına bir avantaj ya da dezavantaj değildir; onu nasıl taşıdığınız önemlidir. İlk izlenim kapıları aralayabilir, ancak o kapının açık kalmasını sağlayan şey bilgi, duruş ve itibardır. Zaman zaman dış görünüşün insanları yanıltabildiğini gördüm. Ancak bu benim için dezavantaj değil; kendimi daha net ifade etme ve yetkinliğimi ortaya koyma fırsatıdır. Benim için asıl önemli olan saygı uyandıran bir duruştur. Güzellik geçicidir; şahsiyet ve itibar kalıcıdır.
Özellikle moda tercihlerinizle dikkat çekiyorsunuz. Modayı takip edenlerden misiniz yoksa kendi tercihleriyle trend oluşturanlardan mısınız?
Modayı elbette takip ederim. Ancak stilimi trendler belirlemez. Stilin, içsel kimliğin estetik tercümesi olduğunu düşünüyorum. Zamansız parçaları, sade ama güçlü detayları tercih ederim. Kendime yakışanı ve içime sineni seçerim. Trend geçicidir; duruş kalıcıdır. Üzerimde doğal duran her şey zaten doğru seçimdir.
En beğendiğiniz tasarımcılar kimlerdir?
Stil anlayışım zamansız ve güçlü siluetler üzerine kurulu. Günlük hayatta blazer takımları ve net hatlı parçaları tercih ederim. Zuhair Murad’ın blazer tasarımlarını hem gündüz hem gece kombinlemeyi seviyorum. Elie Saab’ı özel davetlerde tercih ederim. Tadashi Shoji’nin dengeli çizgisi de estetik anlayışıma yakındır. Türk tasarımcılarımızın tasarımlarını da sıkça giyer ve büyük değer veririm. Benim için önemli olan marka değil; tasarımın üzerimde nasıl durduğu ve bana nasıl hissettirdiğidir.
Formunuzu nasıl koruyorsunuz? Sporla aranız nasıldır?
Form benim için denge, irade ve disiplin demektir. Bir Terazi kadını olarak estetik, bakım ve iyi görünmek benim için bir tercih değil, yaşam biçimi. Haftada iki gün fitness yapıyor, at biniyor ve yürüyüş yapıyorum. Kış aylarında kayakla enerjimi zirvelerde tazeler, günlük hayatımda meditasyonla zihinsel dengemi korurum. Gün içinde bol su içmeye özen gösteririm. Beslenmede kendimi tamamen kısıtlamam; her şeyden tadarım ama ölçüyü korurum. Masadan asla tamamen tok kalkmam. İrade kıymetlidir; onu güçlü kılan ise disiplindir.
“BİZ PROJELERİ İNŞA ETMEDEN ÖNCE DEĞERİNİ İNŞA EDERİZ”
Son projenizden bahseder misiniz?
Ankara Beytepe Bölgesi’nde 40 bin metrekare büyüklüğündeki arsanın ihalesini kazanarak portföyümüze kattığımız, yaklaşık 1500 konutluk büyük ölçekli bir gayrımenkul geliştirme projesi üzerinde çalışıyoruz. Bu yatırımı; sevgili dostlarım ve kıymetli ortaklarım Cem Ufuk ve İsmail Doğan ile birlikte, sağlık sektöründe güçlü yatırımlara sahip hastane yatırımcıları, büyük holding yapıları ve yüksek ölçekli firmaların yer aldığı seçkin bir konsorsiyum çatısı altında yürütüyoruz. Her biri kendi alanında ciddi finansal güce ve kurumsal itibara sahip bu yapı, projenin daha ilk adımda sağlam bir zemine oturmasını sağladı. Proje şu anda geliştirme ve stratejik planlama sürecinde. Bu yatırımda; konsept vizyonu, finansal kurgu ve satış stratejisi tarafımızca yönetiliyor. Yaklaşık 1500 bağımsız bölümden oluşacak ‘residentel’ konsepti; ticari alanlarla desteklenen, modern şehir yaşamına hitap eden ve bulunduğu bölgenin değerini yukarı taşıyacak bir yaşam modeli sunacak şekilde tasarlanıyor. Bu proje bizim için yalnızca bir yatırım değil; doğru arsayı doğru zamanda kazanmanın, güçlü ortaklık yapısını doğru stratejiyle birleştirmenin ve şehir ölçeğinde değer üretmenin somut bir göstergesi. Kısaca diyebilirim ki “Biz projeleri inşa etmeden önce değerini inşa ediyoruz. Ve Beytepe’de yeni bir referans noktası oluşturuyoruz.”